“Jeopolitik Dönüşüm Çağında Türkiye Ekonomisini Neler Bekliyor?” başlığıyla gerçekleştirilen toplantının moderatörlüğünü gazeteci Hakan Güldağ üstlenirken, ekonomist Dr. Şeref Oğuz ile gazeteci ve dış politika yazarı Zeynep Gürcanlı gecenin konuşmacı konukları oldu.
Türkiye ve dünya
ekonomisinin geleceği, küresel güç dengelerindeki değişim, jeopolitik riskler,
savaşların ekonomi üzerindeki etkileri, yeni ticaret ve enerji koridorları,
Türkiye’nin üretim ve rekabet gücü ile iş dünyasını bekleyen risk ve fırsatlar
toplantının öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.
AV. NESLİHAN YALÇIN: “ALTI AYDA 63 FAALİYET GERÇEKLEŞTİRDİK”
Toplantının açış
konuşmasını yapan ANTGİAD Genel Sekreteri Neslihan Yalçın, Nisan–Eylül
döneminde gerçekleştirilen faaliyetlerin panoramasını üyelerle paylaştı.
ANTGİAD’ın son altı aylık döneme 63 ayrı faaliyet
sığdırdığına dikkat çeken Yalçın, bunun neredeyse her üç günde bir ANTGİAD’ın
yer aldığı bir toplantı, proje, ziyaret ya da etkinlik anlamına geldiğini
söyledi.
Yalçın, çalışmaların
Antalya ekonomisi ve kentin geleceği, ticaret ve iş birlikleri, üye ilişkileri,
gençlik ve eğitim ile sosyal sorumluluk ve kültür olmak üzere beş ana eksende
yoğunlaştığını belirtti.
Turizmin Geleceği: Antalya 2026 Paneli’nden Antalya Risk Zirvesi’ne, GİAD’lar arası ticari köprülerden Kadın Gücü Mentörlük Programı’na, Ödüllü Bilgi Yarışması’ndan Satranç Turnuvası’na kadar çok geniş bir alanda çalışma yürüttüklerini ifade eden Yalçın, ANTGİAD’ın 36 yıllık kurumsal birikimini geleceğin ihtiyaçlarıyla buluşturmayı hedeflediklerini kaydetti.
“ANTGİAD’IN SÖZÜ DE SORUMLULUĞU DA BÜYÜDÜ”
ANTGİAD Yönetim Kurulu
Başkanı Ercan Yavaş ise konuşmasına ANTGİAD ailesini selamlayarak başladı. Görevde
bulundukları üç yıllık dönemi değerlendiren Yavaş, ANTGİAD’ın ekonomi, turizm,
tarım, ihracat, istihdam, mesleki eğitim, gençlik, dijital dönüşüm ve sosyal
sorumluluk gibi birçok alanda güçlü çalışmalar gerçekleştirdiğini söyledi.
Yavaş şöyle konuştu:
“Üç yıldır koştuk,
ürettik, Antalya’yı konuştuk, Türkiye’yi konuştuk. Gençleri, ekonomiyi, üretimi
ve geleceği konuştuk. Gerektiğinde kimsenin konuşmadığı konuları da cesaretle
gündeme taşıdık. Bugün geriye dönüp baktığımızda ANTGİAD’ın büyüdüğünü, güçlendiğini
ve sözünün çok daha güçlü hale geldiğini görüyoruz. Ama hepsinden önemlisi
ANTGİAD’ın Antalya’ya karşı sorumluluğu büyüdü.”
İş insanlarının toplumsal sorumluluğuna da dikkat çeken Yavaş, “Bir iş insanının sorumluluğu şirketinin dışında da devam eder. Ürettiğimiz şehir güçlüyse biz güçlüyüz. Gençlerimizin geleceği güçlüyse biz güçlüyüz. Ülkemizin ekonomisi güçlüyse biz güçlüyüz. Türkiye güçlüyse hepimiz güçlüyüz” dedi.
“ANTGİAD BİR BAYRAK
YARIŞIDIR”
ANTGİAD’ın 1990 yılında
başlayan 36 yıllık yolculuğuna da değinen Yavaş, geçmiş dönem başkanlarına ve
yöneticilerine teşekkür etti.
ANTGİAD’daki görev
anlayışını bir bayrak yarışı olarak gördüğünü belirten Yavaş, şu ifadeleri
kullandı:
“Bizden önce görev yapan
her başkanımız bu yapıya bir tuğla koydu. Her dönem çıta biraz daha yukarı
taşındı. Biz de bayrağı aldığımız noktadan çok daha ileriye götürmek için
çalışıyoruz. Bir gün görevimizi tamamladığımızda, bizden sonraki
arkadaşlarımıza aldığımızdan daha güçlü bir ANTGİAD bırakacağız.”
YAVAŞ’TAN “YATIRIMCI MAĞDURİYET FONU” ÖNERİSİ
Türkiye’de sermaye
piyasalarında yaşanan son gelişmelere de değinen ANTGİAD Başkanı Ercan Yavaş,
yatırımcı güveninin korunmasının ekonominin geleceği açısından kritik önem
taşıdığını söyledi.
Fonlarda yaşanan sorunlar
ve sermaye piyasalarındaki manipülatif işlemlerin tasarruf sahipleri kadar reel
sektörü de etkilediğine dikkat çeken Yavaş, yeni bir mekanizmanın tartışılması
gerektiğini belirtti.
Yavaş, “Sermaye
piyasalarının en büyük sermayesi paradır diye düşünebiliriz. Aslında, sermaye
piyasalarının en büyük sermayesi güvendir. Güven kaybolursa tasarruf sahibi
ürker, yatırımcı geri çekilir, girişimci bekler ve sermaye üretim yerine
güvenli liman aramaya başlar” dedi.
Mağdur yatırımcıların
korunması amacıyla “Yatırımcı Mağduriyet Fonu” oluşturulmasını öneren Yavaş,
sistemin kamu maliyesine yeni bir yük getirmemesi gerektiğinin altını çizdi.
“KAR ÖZELSE, ZARAR KAMUSAL OLAMAZ”
Yavaş, önerdiği modelin
finansmanına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Hukuka aykırı işlemlerle
haksız kazanç elde ettiği yargı kararıyla kesinleşenlerden tahsil edilen mal
varlıkları, kazançlar, cezalar ve ilgili diğer tahsilatlar kurulacak havuzun
finansmanında değerlendirilmelidir. Haksız kazanç kişide kalırken zarar topluma
yüklenmemelidir. Kar özelse, zarar kamusal olamaz.”
Haksız kazançların etkin
biçimde takip edilmesi gerektiğini belirten Yavaş, hukuk devleti ilkeleri
içerisinde oluşturulacak mekanizmayla hem mağdur yatırımcıların
korunabileceğini hem de faturanın Hazineye yüklenmesinin önüne geçilebileceğini
söyledi.
Yavaş, “Türkiye
yatırımcısını korumalıdır. Türkiye sermaye piyasalarındaki güveni korumalıdır.
Çünkü yatırımcının güvenini kaybederseniz sermayeyi, sermayeyi kaybederseniz
yatırımı, yatırımı kaybederseniz üretimi ve istihdamı kaybedersiniz”
ifadelerini kullandı.
“DÜNYA EKONOMİSİNİN
İHTİYACI DAHA FAZLA SAVAŞ DEĞİL, DAHA FAZLA BARIŞ”
Konuşmasının dünya
gündemine ilişkin bölümünde İran ile ABD arasındaki savaşa ve bölgesel
gerilimlere değinen Yavaş, jeopolitik çatışmaların artık ülkelerin sınırlarının
çok ötesinde ekonomik sonuçlar doğurduğunu söyledi.
Yakın tarihte yaşanan iki
dünya savaşının insanlığa çok ağır bedeller ödettiğini hatırlatan Yavaş, dünya
liderlerine diplomasi ve aklıselim çağrısında bulundu.
Yavaş, “Savaşı başlatmak kolaydır. Ama savaşın nerede biteceğini hiç kimse garanti edemez. Dünyayı yöneten liderlere düşen görev öfkeyi büyütmek değil, aklıselimi büyütmektir. Biz iş insanları barışın değerini çok iyi biliriz. Ticaret güven ister. Yatırım istikrar ister. Üretim öngörülebilirlik ister. Dünya ekonomisinin ihtiyacı daha fazla savaş değil, daha fazla barıştır” diye konuştu.
JEOPOLİTİK DÖNÜŞÜM MASAYA
YATIRILDI
Başkan Yavaş’ın
konuşmasının ardından “Jeopolitik Dönüşüm Çağında Türkiye Ekonomisini Neler
Bekliyor?” başlıklı oturuma geçildi.
Gazeteci Hakan Güldağ’ın
moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda ekonomist Dr. Şeref Oğuz ile
gazeteci ve dış politika yazarı Zeynep Gürcanlı, küresel ekonomide değişen güç
dengelerini ve bu dönüşümün Türkiye üzerindeki olası etkilerini değerlendirdi.
Oturumda jeopolitik
risklerin artık dış politikanın ötesine geçtiğine; enerji fiyatlarından
enflasyona, ihracattan lojistiğe, turizmden sermaye hareketlerine kadar
ekonominin hemen her alanını etkileyen temel değişkenlerden biri haline
geldiğine dikkat çekildi.
OĞUZ: TÜRKİYE’NİN ANAHTARI
ÜRETİM VE REKABET GÜCÜ
Dr. Şeref Oğuz, küresel
rekabetin giderek sertleştiği bir dönemde Türkiye açısından üretim
kapasitesinin ve sanayinin stratejik önemine dikkat çekti.
Türkiye’nin güçlü üretim
altyapısının önemli bir avantaj oluşturduğunu belirten Oğuz, asıl meselenin
üretilen ürünlerin küresel ölçekte rekabet gücünün artırılması olduğunu
vurguladı.
Sanayinin, ihracatın ve katma değerli üretimin Türkiye ekonomisinin geleceğinde belirleyici olacağına işaret eden Oğuz; küresel jeopolitik risklerin ekonomi politikalarının yerine geçecek bir mazeret değil, daha güçlü bir üretim ve rekabet stratejisi geliştirilmesi için uyarı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
GÜRCANLI: JEOPOLİTİK ARTIK
AYNI ZAMANDA EKONOMİ, ENERJİ VE LOJİSTİK DEMEK
Gazeteci ve dış politika
yazarı Zeynep Gürcanlı ise dünyada güvenlik mimarisinin hızla değiştiğine
dikkat çekerek Türkiye’nin kuzeyinde, güneyinde ve Doğu Akdeniz’de aynı anda
şekillenen yeni dengeleri değerlendirdi.
Gürcanlı, günümüzde
jeopolitiğin askeri güç ve diplomasiyle sınırlı okunamayacağını; enerji
hatları, ticaret koridorları, lojistik ağlar, finansal sistemler ve hatta
dijital altyapıların küresel güç mücadelesinin parçaları haline geldiğini
anlattı.
Türkiye’nin coğrafi
konumunun önemli fırsatlar sunduğuna işaret eden Gürcanlı, çok kutuplu yeni
dünya düzeninde ekonomik ve diplomatik ilişkilerin birlikte
değerlendirilmesinin giderek daha önemli hale geldiğini belirtti.
GÜLDAĞ: JEOPOLİTİK
GELİŞMELER ŞİRKETLERİN BİLANÇOSUNA KADAR UZANIYOR
Oturumun moderatörlüğünü
üstlenen gazeteci Hakan Güldağ da küresel ekonomide yaşanan dönüşümün iş
dünyası açısından okunmasının önemine dikkat çekti.
Güldağ’ın yönelttiği
sorularla savaşların, enerji fiyatlarının, ticaret koridorlarının, küresel
sermaye hareketlerinin ve değişen güç dengelerinin Türkiye ekonomisi ile reel
sektör üzerindeki etkileri farklı boyutlarıyla ele alındı.
Panelde, jeopolitik
gelişmelerin artık uzak coğrafyalarda yaşanan siyasi hadiseler olarak
değerlendirilemeyeceği; dünyanın herhangi bir noktasında yaşanan gelişmenin
kısa süre içerisinde şirketlerin maliyetlerine, ihracat pazarlarına, finansmana
erişimine ve bilançolarına yansıyabildiği vurgulandı.
ANTGİAD ÜYELERİNDEN YOĞUN
İLGİ
ANTGİAD üyelerinin yoğun
ilgi gösterdiği toplantının soru-cevap bölümünde de ekonomi ve dış politika
gündemi tartışılmaya devam edildi.
Üyeler; Türkiye
ekonomisinin önümüzdeki dönemde karşılaşabileceği riskler, enflasyon,
finansmana erişim, döviz kuru, üretim ve ihracat, enerji maliyetleri, bölgesel
savaşların Türkiye’ye etkileri, yeni ticaret koridorları ve küresel ekonomide
ortaya çıkabilecek fırsatlara ilişkin sorularını konuklara yöneltti.
Konuşmacılar, üyelerden
gelen sorular üzerinden iş dünyasının önümüzdeki dönemde izlemesi gereken
ekonomik ve jeopolitik göstergelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“ALDIĞIMIZDAN DAHA GÜÇLÜ
BİR ANTGİAD BIRAKACAĞIZ”
Toplantının sonunda
2026–2027 sezonuna ilişkin mesajını paylaşan ANTGİAD Başkanı Ercan Yavaş, yeni
dönemde de ekonomi, kent, gençlik, eğitim ve iş dünyasının geleceğine yönelik
projelere devam edeceklerini belirtti.
Yavaş sözlerini şöyle
tamamladı:
“Önümüzde yapacak çok
işimiz var. Söyleyecek sözümüz, üretecek fikrimiz, Antalya için kuracak
hayallerimiz var. 36 yıl önce yakılan meşale bugün bizim elimizde. Biz bu
meşaleyi daha yukarı taşıyacağız. Daha çok çalışacağız. Daha çok üreteceğiz.
Daha cesur düşüneceğiz. Ve görev süremizin sonunda, bizden sonra gelecek
arkadaşlarımıza aldığımızdan çok daha güçlü bir ANTGİAD bırakacağız.”