Antalya’nın Geleceğini Konuşacaksak Önce Suyu Konuşmalıyız

Yayın: 15.09.2026 13:34 Güncelleme: 15.09.2026 17:39 Kaynak: Haber Merkezi

Antalya Ticaret Borsası (ATB), 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde kentin su geleceğini gündeme taşıyor. 23 Eylül’de düzenlenecek Su Zirvesi öncesinde planlanan Antalya Su Diyaloğu toplantılarının ilki, “Tarımda Su Yönetimi ve Turizmde Su Yönetimi” başlığıyla ATB toplantı salonunda gerçekleştirildi.

Toplantıya, ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Çiğdem Hacıoğlu, Antalya Su ve Atıksu İdaresi (ASAT) Genel Müdürü Cengiz Gülebay, Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü İsmail Öntaş, Antalya İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı İbrahim Irmak, Devlet Su İşleri 13. Bölge Müdür Yardımcısı Oğuzhan Karabulut ile kamu kurum ve kuruluşları, akademisyenler, tarım sektörü ve ilgili paydaşların temsilcileri katıldı.


SU GELECEKTİR

ATB Başkanı Ali Çandır, Antalya’nın geleceğinin suyun geleceğinden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek, “Antalya’nın geleceğini konuşacaksak, önce suyunu konuşmalıyız” dedi. Antalya’yı Antalya yapan değerlerin başında tarım, turizm, ticaret ve sanayinin geldiğini belirten Çandır, bu sektörlerin ortak paydasının ise su olduğunu söyledi. Çandır, “Su, tarımdır, turizmdir, üretimdir, ticarettir, kent yaşamıdır. Ve en önemlisi Antalya’nın geleceğidir” dedi. İklim değişikliği, değişen yağış rejimi, artan kuraklık riski ve nüfus artışının su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çeken Çandır, artık yalnızca “Ne kadar suyumuz var?” sorusunun yeterli olmadığını vurguladı. Çandır, “Asıl sorumuz, sahip olduğumuz suyu ne kadar doğru ve ne kadar verimli kullandığımız olmalı” diye konuştu.


SUYUN SORUMLULUĞU HEPİMİZİN

Antalya Su Diyaloğu kapsamında tarım, turizm, sanayi ve kentsel su yönetiminin birlikte ele alınacağını kaydeden Çandır, suyun tek bir sektörün meselesi olmadığını söyledi. Çandır, “Tarımda sulama verimliliğini artırmadan, turizmde su tüketimini azaltıp yeniden kullanımı geliştirmeden, sanayide su verimliliğini sağlamadan, kentimizde kayıp ve kaçakları azaltmadan ve su kaynaklarımızı korumadan Antalya’nın su geleceğini güvence altına almamız mümkün değildir” dedi. Toplantıların sonunda Antalya Su Eylem Planı ortaya koymayı hedeflediklerini açıklayan Çandır, planın ne yapılmalı, kim yapmalı, nasıl ve ne zaman yapılmalı ve sonuçlar nasıl izlenmeli sorularına yanıt vermesi gerektiğini belirtti.

“Artık plan yapıp rafa kaldırma zamanı değil, eyleme geçme zamanıdır” diyen Çandır, 23 Eylül’de gerçekleştirilecek Antalya Su Zirvesi’nde Antalya’nın ortak su iradesinin daha güçlü ve somut bir çerçeveye dönüştürüleceğini söyledi. COP31’in Antalya’da düzenlenmesini önemli bir fırsat olarak değerlendiren Çandır, “Antalya, yalnızca COP31’e ev sahipliği yapan değil; su sorunlarını ele almış, önceliklerini belirlemiş ve bu doğrultuda harekete geçmiş örnek bir kent olabilir” dedi. Çandır, “Su; ortak değerimiz, ortak sorumluluğumuz, ortak geleceğimizdir. Artık Antalya için suyu koruma, suyu verimli kullanma ve su için birlikte harekete geçme zamanı” ifadelerini kullandı.


HEPİMİZİN ORTAK DERDİ SU

Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Çiğdem Hacıoğlu, “Hepimizin ortak derdi su” diyerek, iklim değişikliğinin Antalya’da artık uzak bir gelecek değil, günlük yaşamın bir gerçeği haline geldiğini söyledi. Manavgat yangını, Kumluca’daki sel ve Kepez’de yaşanan aşırı yağış gibi olayların iklim değişikliğinin etkilerini daha görünür hale getirdiğini belirten Hacıoğlu, Büyükşehir Belediyesi olarak yeşil alanlarda daha az su tüketen bitki ve ağaç türlerinin kullanımına ağırlık verdiklerini söyledi. Yeraltı su kaynaklarının korunmasının önemine dikkat çeken Hacıoğlu, deniz suyunun arıtılması gibi alternatif kaynakların da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

SU KAYNAKLARIMIZ ÜZERİNDEKİ BASKI ARTIYOR

Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürü Cengiz Gülebay, COP toplantılarının iklim değişikliğinin etkilerine karşı çözüm arayışlarının önemli bir parçası olduğunu belirterek, Antalya’nın COP31’e ev sahipliği yapmasının kentin su ve iklim gündemini dünyaya anlatmak açısından önemli bir fırsat olduğunu söyledi. İklim değişikliğinin yağış rejimlerini değiştirdiğine, kuraklık ve aşırı yağışların aynı anda yaşanabildiğine dikkat çeken Gülebay, Antalya’da yeraltı su seviyelerinin de giderek derinleştiğini belirtti. ASAT’ın içme suyunun büyük bölümünü derin sondaj kuyularından temin ettiğini kaydeden Gülebay, yeni kaynaklara yönelmenin tek başına çözüm olmayacağını, mevcut suyun daha verimli kullanılması gerektiğini vurguladı. ASAT’ın kayıp-kaçak oranını yüzde 34,57’ye kadar düşürdüğünü belirten Gülebay, hedeflerinin bu oranı yüzde 25 seviyesine indirmek olduğunu söyledi. Son 6 yılda içme suyu altyapısına yaklaşık 27 milyar liralık yatırım yapıldığını aktaran Gülebay, eski içme suyu borularının yenilenmesinin sürdüğünü ifade etti.

ARITILMIŞ SUYU TARIMDA KULLANMALIYIZ

Cengiz Gülebay, arıtma tesislerinden çıkan suyun yeniden değerlendirilmesinin Antalya için önemli bir potansiyel taşıdığını söyledi. Günlük yaklaşık 750 bin metreküp arıtılmış suyun denize deşarj edildiğini belirten Gülebay, bu suyun gerekli arıtma süreçlerinden geçirilerek tarımda kullanılmasının hem su kaynaklarının korunmasına hem de tarımsal üretime katkı sağlayacağını ifade etti. Hurma Atıksu Arıtma Tesisi’nden çıkan suyun tarımda değerlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü kaydeden Gülebay, yağmur suyunun da baraj ve göletlerde biriktirilerek daha etkin kullanılması gerektiğini söyledi. Gülebay, “Su çok kıymetli. Dünyayı bu kadar hor kullanmak hakkımız değil. Çocuklara bir şeyler bırakmak için el birliğiyle çalışmamız lazım” dedi.

SUYU KORUMAK ANTALYA’YI KORUMAKTIR

Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü İsmail Öntaş, Antalya’nın güçlü turizm yapısının doğal kaynaklar üzerindeki baskıyı artırdığını belirterek, suyun artık sınırsız bir kaynak olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Türkiye’de kişi başı günlük su tüketiminin yaklaşık 150 litre olduğunu, 5 yıldızlı konaklama tesislerinde ise bu miktarın 500 litrenin üzerine çıkabildiğini belirten Öntaş, turizmin sürdürülebilirliğinin suyun sürdürülebilir yönetiminden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı. Öntaş, kullanılan suyun yeniden değerlendirilmesinin önemine dikkat çekerek, “Suyu korumak Antalya’yı korumaktır” dedi. COP31 yol haritasında su kaynaklarının korunmasının temel hedeflerden biri olduğunu belirten Öntaş, sürdürülebilir su kullanımı, doğa temelli çözümler, hassas bölgelerin korunması ve deniz ekosistemlerinin iklim değişikliğine karşı dayanıklılığının artırılmasına yönelik çalışmaların önem taşıdığını söyledi.

SUYUMUZA ORTAK AKILLA SAHİP ÇIKIYORUZ

Antalya İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı İbrahim Irmak, Antalya’daki su çalışmalarında kamu, akademi, sivil toplum ve sektör temsilcileri arasında gelişen işbirliğinin önemine dikkat çekti. Antalya’nın büyük ölçüde karstik bir yapıya sahip olduğunu belirten Irmak, yeraltındaki su sistemlerinin yüzeydeki faaliyetlerden etkilenebildiğini, bu nedenle su kaynaklarının bilimsel olarak izlenmesi ve kirlenme ortaya çıkmadan önlem alınması gerektiğini söyledi. Kırkgöz kaynaklarının korunmasının stratejik önem taşıdığını kaydeden Irmak, teknik çalışmalar kapsamında yaklaşık 65 milyon metreküp suyun sistem içerisinde tutulabilme potansiyelinin bulunduğunu belirtti.

SUDA TUZLULUK BASKISI GÖRÜLÜYOR

Antalya’da su miktarının yanı sıra su kalitesi ve tuzluluk sorununun da giderek önem kazandığını belirten Irmak, Demre, Kumluca, Finike, Manavgat ve sahil kuşağındaki bazı bölgelerde tuzluluk baskısının görüldüğünü söyledi. Irmak, Antalya için Sulama Suyu Tuzluluk Risk Haritası oluşturma çalışmalarına başladıklarını açıkladı. Yağmur suyu hasadının da üretici açısından önemli bir fırsat olduğunu belirten Irmak, sera çatılarından toplanan yağmur suyunun kuyu suyuyla harmanlanmasıyla sulama suyunun kalitesinin yükseltilebileceğini söyledi. Antalya’nın doğal drenaj sistemi olan düdenlerin de korunması gerektiğini belirten Irmak, uygun noktalarda işlevini kaybeden düdenlerin bilimsel ve teknik çalışmalarla yeniden aktif hale getirilmesinin, yağmur suyunun düştüğü yerde tutulması ve toprağa sızdırılması açısından önemli olduğunu söyledi. Irmak, “Suyu ölçeceğiz, izleyeceğiz, koruyacağız ve birlikte yöneteceğiz” dedi.

DSİ Bölge Müdür Yardımcısı Oğuzhan Karabulut, toplantının COP31 öncesinde yapılmasının önemini vurgularken, faydalı olmasını diledi. Karabulut, DSİ’nin su ile ilgili çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.


UZMANLAR SU YÖNETİMİNİ ELE ALDI

Toplantıda uzmanlar tarafından Antalya’nın su potansiyeli ve arz güvenliği, iklim izleme ve meteorolojik kuraklık analizi, sürdürülebilir peyzaj, yerel yönetimlerde su yönetimi, üreticinin su kullanımı, Korkuteli Sulaması’nda iyi uygulama örneği, Antalya’da turizm potansiyeli ve sürdürülebilirlik, turizm sektöründe su verimliliği ve gri suyun arıtılarak yeniden kullanımı konularında sunumlar gerçekleştirildi.

Antalya Su Diyaloğu’nun ikinci toplantısı 16 Eylül’de “Kentsel Su Yönetimi” ve “Sanayi Sektörü Su Yönetimi” başlıklarıyla gerçekleştirilecek. Toplantılarda ortaya çıkan öneriler, 23 Eylül’de düzenlenecek Antalya Su Zirvesi’nde değerlendirilerek Antalya’nın su geleceğine yönelik ortak eylem çerçevesinin oluşturulmasına katkı sağlayacak.