“Turizmde Rekabet Yeniden Tanımlanıyor”

Yayın: 22.09.2026 15:19 Güncelleme: 22.09.2026 16:56 Kaynak: Haber Merkezi

AKTOB Eylül Ayı buluşmasında küresel ve bölgesel turizm dinamikleri ele alındı.

AKTOB Geleneksel Sektörel Değerlendirme Buluşması, 17 Eylül 2026’da Voyage Kundu Hotel’de kamu ve turizm sektörünün önemli temsilcilerini bir araya getirdi. Küresel turizmde değişen rekabet koşulları, Türkiye’nin yeni turizm hikâyeleri, destinasyon yönetimi ve Antalya’nın gelecek dönem stratejileri buluşmanın ana gündemini oluşturdu.

Buluşmaya konuk konuşmacı olarak Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan katıldı. Antalya Valisi Hulusi Şahin başta olmak üzere Aksu Kaymakamı Cevat Çelik, Konyaaltı Kaymakamı Rahmi Köse, Kepez Kaymakamı Suat Dervişoğlu, Muratpaşa Kaymakamı İhsan Kara, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürü Ayhan Gök, Antalya Rölöve ve Anıtlar Müdürü Veysel Akın, ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, TÜROFED Önceki Dönem Başkanı Ahmet Barut, Antalya Çalışma ve İş Kurumu Müdürü İlhan Çolakoğlu, Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı İdris Taş, POYD Başkanı Hakan Saatçioğlu, SKAL Antalya Başkanı Erdoğan Turan, KKTC Başkonsolosu Aslı Erkmen ve Kazakistan Cumhuriyeti Antalya Başkonsolosu Kuat Kanafeyev ile turizm sektörünün temsilcileri buluşmada yer aldı.


ALPASLAN: “TURİZM ÜLKEMİZ İÇİN STRATEJİK BİR SEKTÖR”

Buluşmanın konuk konuşmacısı Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, turizmin Türkiye açısından stratejik önemine dikkat çekerek, kamu ve özel sektör arasında oluşturulan iş birliği modelinin sektörün gelişiminde önemli rol oynadığını söyledi.

“Turizm sektörü ülkemiz için çok kıymetli bir sektör” diyen Alpaslan, turizmin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde stratejik sektör ilan edildiğini belirterek, sektör paydaşlarıyla Türkiye’nin turizm geleceğine yönelik stratejik bir iş birliği oluşturulduğunu ifade etti.

Bu yaklaşımın devamında kamu ile sektörün birlikte yer aldığı Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) kurulduğunu hatırlatan Alpaslan, etkin tanıtım çalışmalarının Türkiye’nin uluslararası turizmdeki konumunun güçlenmesine önemli katkı sağladığını söyledi.

Alpaslan, “Etkili bir tanıtım çalışması ile son 8 yılda turizmde gıpta edilen bir başarı yakaladık. Ziyaretçi sayımızı ve gelirlerimizi artırdık. Dünyanın en önemli turizm ülkelerinden biri haline geldik” dedi.

“TURİZMDEKİ BAŞARI HİKÂYEMİZ SÜRECEK”

Turizm sektörünün küresel ve bölgesel gelişmelere karşı hassasiyetine de dikkat çeken Alpaslan, Rusya-Ukrayna Savaşı ve Orta Doğu’daki gelişmelerin sektör açısından önemli riskler oluşturduğunu belirtti.

Türkiye’nin zorlu jeopolitik koşullara rağmen turizmde istikrarını koruduğunu ifade eden Alpaslan, “Böyle bir konjonktür, içinde çok büyük riskler de barındırıyor. Rusya-Ukrayna Savaşı, Orta Doğu’daki gelişmelerle birlikte etrafımız adeta bir yangın yeri. Böyle bir ortamda istikrarımızla başarılı olduk. Turizmdeki başarı hikâyemiz sürecek. O potansiyel ülkemizde fazlasıyla var. Yakaladığımız başarıyı daha da yukarıya taşımak istiyoruz. Büyük bir şevkle sektörümüzle birlikte çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

KÜRESEL REKABETTEN ANTALYA’NIN GELECEĞİNE

AKTOB Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu ise gerçekleştirdiği sunumda küresel turizmin 2026 görünümünden rakip ülkelerin turizm yönetim modellerine, Türkiye–İtalya rekabet analizinden Türkiye turizminin yeni hikâye ve deneyim alanlarına kadar geniş bir çerçevede değerlendirmelerde bulundu.

Sunumda Çekya kaynak pazarındaki gelişmeler ile Antalya’nın Ocak–Ağustos 2026 turizm performansı da veriler üzerinden ele alındı. Kavaloğlu, Türkiye’nin güçlü turizm ölçeğinin yanı sıra değişen seyahat motivasyonlarını ve rakip destinasyonların geliştirdiği yeni ürünleri yakından izlemesi gerektiğine dikkat çekti.

KAVALOĞLU: “REKABET ARTIK YALNIZCA ZİYARETÇİ SAYISIYLA TANIMLANMIYOR”

Küresel turizmde rekabetin giderek farklılaştığını belirten Kavaloğlu, Türkiye’nin ziyaretçi sayısındaki güçlü konumunu korurken yeni dönemin rekabet koşullarına da hazırlanması gerektiğini ifade etti.

Türkiye’nin kültür, gastronomi, arkeoloji, kırsal yaşam, sanat ve festivaller, doğa, spor, üretim kültürü ve yerel yaşam açısından son derece güçlü bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Kavaloğlu, bu değerlerin yeni seyahat nedenlerine ve ziyaretçinin yaşayabileceği turizm deneyimlerine dönüştürülmesinin önemine işaret etti.

Kavaloğlu, küresel rekabette ülkelerin artık yalnızca mevcut turizm ürünlerini daha fazla satmaya çalışmadığını; yeni rotalar, yeni deneyimler ve yeni seyahat motivasyonları geliştirdiğini belirtti.

DESTİNASYON YÖNETİMİ REKABETİN MERKEZİNDE

Sunumda rakip ülkelerin turizm yönetim modelleri de ele alındı. Turizmin geleceğinde destinasyon yönetimi, erişilebilirlik, sürdürülebilirlik, teknoloji, veri ve yerel paydaşlar arasındaki koordinasyonun giderek daha belirleyici hale geldiği vurgulandı.

Bakanlık, TGA, yerel yönetimler, sektörel kuruluşlar ve özel sektör arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesinin; destinasyonların rekabet kapasitesinin artırılması, turizm hareketinin yıl geneline ve daha geniş bir coğrafyaya yayılması açısından taşıdığı önem değerlendirildi.

Türkiye ile İtalya arasındaki rekabet analizine de yer veren Kavaloğlu, İtalya’nın kültür, gastronomi, şehirler, kırsal alanlar ve yaşam tarzını geniş bir coğrafyada turizm değerine dönüştüren yapısına dikkat çekti. Türkiye’nin ise güçlü hava yolu bağlantıları, yüksek konaklama kapasitesi ve geniş ürün çeşitliliğiyle önemli avantajlara sahip olduğunu belirtti.

TÜRKİYE’NİN YENİ TURİZM HİKÂYELERİNE İHTİYACI VAR

Kavaloğlu, yeni nesil ziyaretçinin yalnızca konaklama ürünü aramadığını; destinasyonla daha güçlü bağ kurabileceği deneyimlere yöneldiğini belirterek, Likya, gastronomi, yerel yaşam, doğa, kültür, sanat ve sporun Türkiye için yeni seyahat motivasyonları yaratabilecek önemli alanlar olduğunu ifade etti.

Türkiye turizminin önündeki temel konunun sahip olduğu değerleri yeniden anlatmaktan öte, bunları değişen ziyaretçi beklentileri doğrultusunda yeni hikâyelere, rotalara ve deneyimlere dönüştürmek olduğunu vurgulayan Kavaloğlu, Antalya’nın da sahip olduğu güçlü turizm altyapısını bu yeni motivasyonlarla çeşitlendirmesi gerektiğine dikkat çekti.

Buluşmada ortaya konulan değerlendirmeler, turizmde yeni dönemin yalnızca ziyaretçi sayıları üzerinden değil; destinasyonun yarattığı deneyim, geceleme, sürdürülebilirlik, erişilebilirlik ve ekonomik değer üzerinden şekillenen daha geniş bir rekabet anlayışına doğru ilerlediğini ortaya koydu.

Kaynak: AKTOB