ATSO’da Tercih Meselesi: Geçmişi Bilen mi, Geleceği Kuran mı?

Yayın: 07.08.2026 15:57 Güncelleme: 07.08.2026 18:41 Kaynak: Haber Merkezi

Davut Çetin yeniden ATSO Başkanı olursa, Antalya 4.0’ı geçmişte kalmış bir proje olarak bırakmamalı. Onu Antalya 5.0’a dönüştürmeli. Yapay zekâdan yeşil dönüşüme… Tarım teknolojilerinden sağlık turizmine… Kültür ekonomisinden yaratıcı endüstrilere…İhracattan genç girişimciliğe… Antalya’nın önümüzdeki on yılını konuşmalı. Çünkü ATSO’nun önünde artık yalnızca yeni bir seçim dönemi yok. Antalya’nın ekonomik geleceğini yeniden tarif etme fırsatı var.
Benim Davut Çetin’e desteğimin temelinde de tam olarak bu yatıyor. Geçmişi bildiği için değil yalnızca; geçmişten ders çıkarıp geleceğe yeni bir yol açabileceğine inandığım için. Bu seçimde kırmızı listeye oy vermek, benim açımdan bir kişiye değil; tecrübeye, kurumsal hafızaya, vizyona ve uygulanabilir bir gelecek programına oy vermek anlamına geliyor. Antalya’nın ihtiyacı da tam olarak bu: Dünü bilen, bugünü anlayan ve yarını kurmaya cesaret eden bir ATSO.

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nda seçim havası artık masa başı konuşmalarından çıktı, sahaya indi.

6 Ağustos akşamı Kepez’de açılan bir seçim ofisi ve oraya akan kalabalık, bu yarışın artık kağıt üzerinde değil sokakta yaşandığını gösterdi.

144 yıllık bir kurumun, 68 binin üzerinde üyenin ve Antalya ekonomisinin neredeyse tamamını temsil eden bir yapının başına kimin geçeceği sorusu, önümüzdeki ekim-kasım ayında yanıt bulacak.

Kırmızı, mavi, turuncu ve beyaz. Dört liste, dört isim, dört ayrı yönetim anlayışı.

Davut Çetin, Berkay Bahar, Hatice Öz ve Reşat Güney’in her biri, Antalya iş dünyasına farklı bir vaatle sesleniyor.

Bu nedenle ATSO seçimini yalnızca bir başkanlık yarışı olarak okumak eksik olur.

Bu seçim, kentin önümüzdeki dönemde hangi ekonomik akılla yönetileceğine dair bir tercih.

Benim tercihim açık.

Davut Çetin.

Bunun nedeni yalnızca geçmişte ATSO başkanlığı yapmış olması değil.

Asıl neden, Antalya’nın ekonomik dönüşümünü bugünün moda kavramlarıyla değil, yıllar önce başlattığı bir perspektifle ele almış olması.


Antalya 4.0’ı hatırlamak

Bugün herkes dijital dönüşümden, inovasyondan, yeşil ekonomiden, teknoloji girişimlerinden ve rekabet gücünden söz ediyor.

Bunların tamamı doğru.

Fakat önemli olan yalnızca doğru kavramları kullanmak değil, bu kavramları Antalya’nın ekonomik gündemine ne zaman ve nasıl taşıdığınıza bakmaktır.

2015-2022 yılları arasındaki başkanlık döneminde ATSO tarafından hazırlanan Antalya 4.0 çalışması tam da bu yüzden önemlidir.

Çünkü Antalya 4.0 yalnızca dijitalleşme üzerine kurulmuş bir proje değildi. Kentin ekonomik, sosyal ve teknolojik dönüşümünü birlikte ele alan bir vizyon çalışmasıydı.

Aradan geçen yıllar, bu vizyonun bütün hedeflerinin gerçekleştiği anlamına gelmiyor.

Fakat bir kentin geleceğini bugünden konuşabilmek de başlı başına bir yönetim sorumluluğudur.

Çetin’in geçmiş döneminde e-Oda ve İNOVATSO gibi çalışmaların da hayata geçirilmiş olması, bugün ortaya koyduğu yeni programın yalnızca seçim dönemine özgü bir vaatler toplamı olmadığını düşündürüyor.

Çünkü geçmişte yapılmış iş ile geleceğe ilişkin vaat arasında somut bir bağ kurulabiliyor.

Bir parantez de açmak gerekiyor: Çetin’in bir önceki döneminde başkanlık koltuğundan Yüksek Seçim Kurulu kararıyla ayrılmak zorunda kalması, kendisi hakkında konuşulan bir başka gerçek. Bunu görmezden gelmek doğru olmaz.

Fakat bugün geldiği nokta gösteriyor ki Çetin, o süreci bir kapanış değil, yeniden hazırlanma dönemi olarak okumuş. Ekibiyle birlikte yaklaşık bir yıldır sahada yürüttüğü çalışma, bunun bir hazırlıksız çıkış olmadığının işareti.

Tecrübe neden önemli?

ATSO gibi yaklaşık 68 bin 750 üyeli, 23 bin 357’si kadın girişimci olan ve Antalya ekonomisinin hemen her sektörünü temsil eden devasa bir kurumun başına geçmek yalnızca iyi niyetle mümkün değil.

Turizmciyi anlamak gerekiyor.

Sanayiciyi anlamak gerekiyor.

Esnafı, ihracatçıyı, tarım sektörünü, sağlık turizmini, teknoloji şirketlerini ve genç girişimcileri aynı masada buluşturabilmek gerekiyor.

Dahası, Antalya’nın Ankara’daki ve uluslararası platformlardaki temsil gücünü artırmak gerekiyor.

Bunun için vizyon kadar kurum deneyimi de önemli.

Davut Çetin’in ATSO’daki uzun geçmişi bu noktada ciddi bir avantaj.

Çünkü o, ATSO’nun yalnızca dışarıdan nasıl göründüğünü değil, içeriden nasıl çalıştığını da biliyor.

49 meslek komitesini, 117 kişilik meclis yapısını, üyelerin beklentilerini ve kurumlar arası ilişkilerin nasıl yürüdüğünü biliyor.

Bu deneyim, yeni bir yönetim döneminin sıfırdan başlamayacağı anlamına geliyor.

Diğer adayların da söyleyecekleri var

Bu seçimde diğer adayları yok saymak doğru olmaz.

Berkay Bahar’ın, ağabeyi merhum Ali Bahar’ın bıraktığı mirası sahiplenerek kentin önündeki uzun vadeli planlama, su, trafik ve kentsel dönüşüm gibi temel sorunlara yaptığı vurgu önemli.

Hatice Öz’ün kadın girişimciliği ve değişim vurgusu ile ATSO yönetimindeki tecrübesi de dikkate değer.

Reşat Güney’in finansmana erişim, ekonomik daralma ve çalışanların barınma sorununa yaptığı vurgu, Antalya iş dünyasının gerçek problemlerine işaret ediyor; şeffaflık ve katılımcı yönetim söylemi de bir karşılık buluyor.

Dolayısıyla bu seçimde mesele “diğer adayların hiçbir şey söylemediği” bir yarış değil.

Tam tersine, adayların önemli başlıklar üzerinden birbiriyle yarıştığı bir seçim söz konusu.

Fakat tam da burada Davut Çetin’in farkı ortaya çıkıyor.

Çetin’in elinde hem geçmiş deneyim hem de yeni dönem için somut bir proje seti bulunuyor.

50 proje: önemli olan sayı değil, uygulama gücü

Çetin’in yeni dönem için açıkladığı 50 proje önemli.

Ancak burada bir parantez daha açmak gerekiyor.

Bir başkan adayının başarısını proje sayısıyla ölçmek doğru değil.

50 proje açıklamak kolay.

Asıl mesele bunların kaçının hayata geçirileceği.

Bu nedenle Çetin’e destek verenlerin de ondan beklentisi yalnızca seçim kazanması olmamalı.

Beklenti daha büyük olmalı:

50 projenin ölçülebilir hedeflerle, takvimle ve kamuoyuna açık bir performans sistemiyle uygulanması.

İşte o zaman seçim bildirgesi gerçek bir yönetim programına dönüşür.

Aidat meselesi

Çetin’in en dikkat çekici vaatlerinden biri, ilk iki yıl oda aidatlarında artış yapmama sözü.

Bu vaat özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler açısından önem taşıyor.

Çünkü bugün Antalya iş dünyasının temel meselesi yalnızca büyümek değil; ayakta kalabilmek.

Finansman maliyetleri, işletme giderleri, personel maliyetleri ve genel ekonomik baskılar şirketlerin hareket alanını daraltıyor.

Böyle bir dönemde oda yönetiminin üyeye yeni mali yükler getirmek yerine çözüm üretmeye odaklanması anlaşılabilir bir yaklaşım.

Fakat burada da Çetin’in önünde önemli bir görev var:

Aidat politikasının oda bütçesi ve hizmet kalitesiyle nasıl dengeleneceğini şeffaf biçimde anlatmak.

Çünkü güçlü oda, yalnızca düşük maliyetli oda değildir.

Üyesine gerçek değer üreten odadır.

ATSO’nun yeniden “ses” olması

Çetin’in seçim söyleminde dikkat çeken bir başka ifade, ATSO’nun yeniden Antalya’nın sesi olması gerektiği.

Bence tartışmanın merkezinde tam olarak bu olmalı.

ATSO yalnızca üyelerinin aidat ödediği ve belge aldığı bir kurum olmamalı.

Antalya’nın ekonomik aklı olmalı.

Sorunları raporlayan değil, çözüm önerileri geliştiren bir kurum olmalı.

Turizm gelirlerinin niteliğini tartışmalı.

Tarımın teknolojiyle buluşmasını sağlamalı.

Sanayinin Antalya’daki payını artırmalı.

Genç girişimcilerin önünü açmalı.

Kadınların ekonomik hayata daha güçlü katılımını desteklemeli – ki 23 binin üzerindeki kadın girişimci üyesiyle ATSO’nun bunun için zaten geniş bir tabanı var.

Yaratıcı sektörleri ve kültür ekonomisini Antalya’nın yeni büyüme alanları arasında görmeli.

Ve bütün bunları yaparken merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarıyla kavga eden değil, sonuç almaya odaklanan bir ilişki kurmalı.

Antalya Van Genç İş Adamları Derneği gibi sivil toplum örgütlerinin son günlerde Çetin’e verdiği destek, bu ilişki kurma becerisinin bir küçük göstergesi sayılabilir.

Davut Çetin’e destek neden aynı zamanda bir sorumluluktur?

Davut Çetin’i desteklemek, geçmiş dönemin bütün uygulamalarını koşulsuz biçimde savunmak anlamına gelmemeli.

Tam tersine.

Bir adaya destek vermenin en doğru yolu, ondan daha fazlasını istemektir.

Çetin’in geçmiş deneyimi ona önemli bir avantaj sağlıyor.

Fakat aynı deneyim onun sorumluluğunu da artırıyor.

Antalya artık 2018 Antalya’sı değil, 2022 Antalya’sı da değil.

Ekonomik koşullar değişti.

Dijital dönüşüm hızlandı.

İklim krizi ekonomik planlamanın merkezine yerleşti.

Turizm rekabeti sertleşti.

Gençlerin beklentileri değişti.

Konut ve barınma sorunu büyüdü.

İşgücü piyasası değişti.

Dolayısıyla eski deneyimin, yeni dönemin sorunlarına yeni cevaplar üretmesi gerekiyor.

İşte Davut Çetin’in gerçek sınavı burada başlayacak.

Mesele bir isim değil, bir yönetim anlayışı

ATSO seçimleri kişisel sempati yarışına indirgenmemeli.

“Benim adayım” anlayışından daha önemli olan “Antalya’nın ihtiyacı ne?” sorusudur.

Ben bu soruya baktığımda Davut Çetin’in önünde önemli bir avantaj görüyorum:

Kurum deneyimi + geçmişte ortaya konmuş vizyon + yeni döneme ilişkin somut proje önerileri.

Bu üç unsurun aynı kişide buluşması, seçim açısından ciddi bir avantaj.

Fakat bunun karşılığında Antalya iş dünyasının da bir beklentisi olmalı.

Davut Çetin yeniden ATSO Başkanı olursa, Antalya 4.0’ı geçmişte kalmış bir proje olarak bırakmamalı.

Onu Antalya 5.0’a dönüştürmeli.

Yapay zekâdan yeşil dönüşüme…

Tarım teknolojilerinden sağlık turizmine…

Kültür ekonomisinden yaratıcı endüstrilere…

İhracattan genç girişimciliğe…

Antalya’nın önümüzdeki on yılını konuşmalı.

Çünkü ATSO’nun önünde artık yalnızca yeni bir seçim dönemi yok.

Antalya’nın ekonomik geleceğini yeniden tarif etme fırsatı var.

Benim Davut Çetin’e desteğimin temelinde de tam olarak bu yatıyor.

Geçmişi bildiği için değil yalnızca; geçmişten ders çıkarıp geleceğe yeni bir yol açabileceğine inandığım için.

Bu seçimde kırmızı listeye oy vermek, benim açımdan bir kişiye değil;

tecrübeye, kurumsal hafızaya, vizyona ve uygulanabilir bir gelecek programına oy vermek anlamına geliyor.

Antalya’nın ihtiyacı da tam olarak bu:

Dünü bilen, bugünü anlayan ve yarını kurmaya cesaret eden bir ATSO.