Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nda seçim havası artık
masa başı konuşmalarından çıktı, sahaya indi.
6 Ağustos akşamı Kepez’de açılan bir seçim ofisi ve oraya
akan kalabalık, bu yarışın artık kağıt üzerinde değil sokakta yaşandığını
gösterdi.
144 yıllık bir kurumun, 68 binin üzerinde üyenin ve
Antalya ekonomisinin neredeyse tamamını temsil eden bir yapının başına kimin
geçeceği sorusu, önümüzdeki ekim-kasım ayında yanıt bulacak.
Kırmızı, mavi, turuncu ve beyaz. Dört liste, dört isim,
dört ayrı yönetim anlayışı.
Davut Çetin, Berkay Bahar, Hatice Öz ve Reşat Güney’in
her biri, Antalya iş dünyasına farklı bir vaatle sesleniyor.
Bu nedenle ATSO seçimini yalnızca bir başkanlık yarışı
olarak okumak eksik olur.
Bu seçim, kentin önümüzdeki dönemde hangi ekonomik akılla
yönetileceğine dair bir tercih.
Benim tercihim açık.
Davut Çetin.
Bunun nedeni yalnızca geçmişte ATSO başkanlığı yapmış
olması değil.
Asıl neden, Antalya’nın ekonomik dönüşümünü bugünün moda kavramlarıyla değil, yıllar önce başlattığı bir perspektifle ele almış olması.
Antalya
4.0’ı hatırlamak
Bugün
herkes dijital dönüşümden, inovasyondan, yeşil ekonomiden, teknoloji
girişimlerinden ve rekabet gücünden söz ediyor.
Bunların
tamamı doğru.
Fakat
önemli olan yalnızca doğru kavramları kullanmak değil, bu kavramları
Antalya’nın ekonomik gündemine ne zaman ve nasıl taşıdığınıza bakmaktır.
2015-2022
yılları arasındaki başkanlık döneminde ATSO tarafından hazırlanan Antalya 4.0
çalışması tam da bu yüzden önemlidir.
Çünkü
Antalya 4.0 yalnızca dijitalleşme üzerine kurulmuş bir proje değildi. Kentin
ekonomik, sosyal ve teknolojik dönüşümünü birlikte ele alan bir vizyon
çalışmasıydı.
Aradan
geçen yıllar, bu vizyonun bütün hedeflerinin gerçekleştiği anlamına gelmiyor.
Fakat bir
kentin geleceğini bugünden konuşabilmek de başlı başına bir yönetim
sorumluluğudur.
Çetin’in
geçmiş döneminde e-Oda ve İNOVATSO gibi çalışmaların da hayata geçirilmiş
olması, bugün ortaya koyduğu yeni programın yalnızca seçim dönemine özgü bir
vaatler toplamı olmadığını düşündürüyor.
Çünkü
geçmişte yapılmış iş ile geleceğe ilişkin vaat arasında somut bir bağ
kurulabiliyor.
Bir
parantez de açmak gerekiyor: Çetin’in bir önceki döneminde başkanlık
koltuğundan Yüksek Seçim Kurulu kararıyla ayrılmak zorunda kalması, kendisi
hakkında konuşulan bir başka gerçek. Bunu görmezden gelmek doğru olmaz.
Fakat
bugün geldiği nokta gösteriyor ki Çetin, o süreci bir kapanış değil, yeniden
hazırlanma dönemi olarak okumuş. Ekibiyle birlikte yaklaşık bir yıldır sahada
yürüttüğü çalışma, bunun bir hazırlıksız çıkış olmadığının işareti.
Tecrübe neden önemli?
ATSO gibi
yaklaşık 68 bin 750 üyeli, 23 bin 357’si kadın girişimci olan ve Antalya
ekonomisinin hemen her sektörünü temsil eden devasa bir kurumun başına geçmek
yalnızca iyi niyetle mümkün değil.
Turizmciyi
anlamak gerekiyor.
Sanayiciyi
anlamak gerekiyor.
Esnafı,
ihracatçıyı, tarım sektörünü, sağlık turizmini, teknoloji şirketlerini ve genç
girişimcileri aynı masada buluşturabilmek gerekiyor.
Dahası,
Antalya’nın Ankara’daki ve uluslararası platformlardaki temsil gücünü artırmak
gerekiyor.
Bunun
için vizyon kadar kurum deneyimi de önemli.
Davut
Çetin’in ATSO’daki uzun geçmişi bu noktada ciddi bir avantaj.
Çünkü o,
ATSO’nun yalnızca dışarıdan nasıl göründüğünü değil, içeriden nasıl çalıştığını
da biliyor.
49 meslek
komitesini, 117 kişilik meclis yapısını, üyelerin beklentilerini ve kurumlar
arası ilişkilerin nasıl yürüdüğünü biliyor.
Bu
deneyim, yeni bir yönetim döneminin sıfırdan başlamayacağı anlamına geliyor.
Diğer adayların da söyleyecekleri var
Bu seçimde diğer adayları yok saymak doğru olmaz.
Berkay Bahar’ın, ağabeyi merhum Ali Bahar’ın bıraktığı
mirası sahiplenerek kentin önündeki uzun vadeli planlama, su, trafik ve kentsel
dönüşüm gibi temel sorunlara yaptığı vurgu önemli.
Hatice Öz’ün kadın girişimciliği ve değişim vurgusu ile
ATSO yönetimindeki tecrübesi de dikkate değer.
Reşat Güney’in finansmana erişim, ekonomik daralma ve
çalışanların barınma sorununa yaptığı vurgu, Antalya iş dünyasının gerçek
problemlerine işaret ediyor; şeffaflık ve katılımcı yönetim söylemi de bir
karşılık buluyor.
Dolayısıyla bu seçimde mesele “diğer adayların hiçbir
şey söylemediği” bir yarış değil.
Tam tersine, adayların önemli başlıklar üzerinden
birbiriyle yarıştığı bir seçim söz konusu.
Fakat tam da burada Davut Çetin’in farkı ortaya çıkıyor.
Çetin’in elinde hem geçmiş deneyim hem de yeni dönem için
somut bir proje seti bulunuyor.
50 proje: önemli olan sayı değil, uygulama gücü
Çetin’in yeni dönem için açıkladığı 50 proje önemli.
Ancak burada bir parantez daha açmak gerekiyor.
Bir başkan adayının başarısını proje sayısıyla ölçmek
doğru değil.
50 proje açıklamak kolay.
Asıl mesele bunların kaçının hayata geçirileceği.
Bu nedenle Çetin’e destek verenlerin de ondan beklentisi
yalnızca seçim kazanması olmamalı.
Beklenti daha büyük olmalı:
50 projenin ölçülebilir hedeflerle, takvimle ve kamuoyuna
açık bir performans sistemiyle uygulanması.
İşte o zaman seçim bildirgesi gerçek bir yönetim
programına dönüşür.
Aidat meselesi
Çetin’in en dikkat
çekici vaatlerinden biri, ilk iki yıl oda aidatlarında artış yapmama sözü.
Bu vaat özellikle
küçük ve orta ölçekli işletmeler açısından önem taşıyor.
Çünkü bugün Antalya
iş dünyasının temel meselesi yalnızca büyümek değil; ayakta kalabilmek.
Finansman
maliyetleri, işletme giderleri, personel maliyetleri ve genel ekonomik baskılar
şirketlerin hareket alanını daraltıyor.
Böyle bir dönemde oda
yönetiminin üyeye yeni mali yükler getirmek yerine çözüm üretmeye odaklanması
anlaşılabilir bir yaklaşım.
Fakat burada da
Çetin’in önünde önemli bir görev var:
Aidat politikasının
oda bütçesi ve hizmet kalitesiyle nasıl dengeleneceğini şeffaf biçimde
anlatmak.
Çünkü güçlü oda,
yalnızca düşük maliyetli oda değildir.
Üyesine gerçek değer
üreten odadır.
ATSO’nun
yeniden “ses” olması
Çetin’in
seçim söyleminde dikkat çeken bir başka ifade, ATSO’nun yeniden Antalya’nın
sesi olması gerektiği.
Bence
tartışmanın merkezinde tam olarak bu olmalı.
ATSO
yalnızca üyelerinin aidat ödediği ve belge aldığı bir kurum olmamalı.
Antalya’nın
ekonomik aklı olmalı.
Sorunları
raporlayan değil, çözüm önerileri geliştiren bir kurum olmalı.
Turizm
gelirlerinin niteliğini tartışmalı.
Tarımın
teknolojiyle buluşmasını sağlamalı.
Sanayinin
Antalya’daki payını artırmalı.
Genç
girişimcilerin önünü açmalı.
Kadınların
ekonomik hayata daha güçlü katılımını desteklemeli – ki 23 binin üzerindeki
kadın girişimci üyesiyle ATSO’nun bunun için zaten geniş bir tabanı var.
Yaratıcı
sektörleri ve kültür ekonomisini Antalya’nın yeni büyüme alanları arasında
görmeli.
Ve bütün
bunları yaparken merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler ve sivil
toplum kuruluşlarıyla kavga eden değil, sonuç almaya odaklanan bir ilişki
kurmalı.
Antalya
Van Genç İş Adamları Derneği gibi sivil toplum örgütlerinin son günlerde
Çetin’e verdiği destek, bu ilişki kurma becerisinin bir küçük göstergesi
sayılabilir.
Davut Çetin’e destek neden aynı zamanda bir sorumluluktur?
Davut Çetin’i desteklemek, geçmiş dönemin bütün
uygulamalarını koşulsuz biçimde savunmak anlamına gelmemeli.
Tam tersine.
Bir adaya destek vermenin en doğru yolu, ondan daha
fazlasını istemektir.
Çetin’in geçmiş deneyimi ona önemli bir avantaj sağlıyor.
Fakat aynı deneyim onun sorumluluğunu da artırıyor.
Antalya artık 2018 Antalya’sı değil, 2022 Antalya’sı da
değil.
Ekonomik koşullar değişti.
Dijital dönüşüm hızlandı.
İklim krizi ekonomik planlamanın merkezine yerleşti.
Turizm rekabeti sertleşti.
Gençlerin beklentileri değişti.
Konut ve barınma sorunu büyüdü.
İşgücü piyasası değişti.
Dolayısıyla eski deneyimin, yeni dönemin sorunlarına yeni
cevaplar üretmesi gerekiyor.
İşte Davut Çetin’in gerçek sınavı burada başlayacak.
Mesele bir isim değil, bir yönetim anlayışı
ATSO seçimleri kişisel sempati yarışına indirgenmemeli.
“Benim adayım”
anlayışından daha önemli olan “Antalya’nın ihtiyacı ne?” sorusudur.
Ben bu soruya baktığımda Davut Çetin’in önünde önemli bir
avantaj görüyorum:
Kurum deneyimi + geçmişte ortaya konmuş vizyon + yeni
döneme ilişkin somut proje önerileri.
Bu üç unsurun aynı kişide buluşması, seçim açısından
ciddi bir avantaj.
Fakat bunun karşılığında Antalya iş dünyasının da bir
beklentisi olmalı.
Davut Çetin yeniden ATSO Başkanı olursa, Antalya 4.0’ı
geçmişte kalmış bir proje olarak bırakmamalı.
Onu Antalya 5.0’a dönüştürmeli.
Yapay zekâdan yeşil dönüşüme…
Tarım teknolojilerinden sağlık turizmine…
Kültür ekonomisinden yaratıcı endüstrilere…
İhracattan genç girişimciliğe…
Antalya’nın önümüzdeki on yılını konuşmalı.
Çünkü ATSO’nun önünde artık yalnızca yeni bir seçim
dönemi yok.
Antalya’nın ekonomik geleceğini yeniden tarif etme
fırsatı var.
Benim Davut Çetin’e desteğimin temelinde de tam olarak bu
yatıyor.
Geçmişi bildiği için değil yalnızca; geçmişten ders
çıkarıp geleceğe yeni bir yol açabileceğine inandığım için.
Bu seçimde kırmızı listeye oy vermek, benim açımdan bir
kişiye değil;
tecrübeye, kurumsal hafızaya, vizyona ve uygulanabilir
bir gelecek programına oy vermek anlamına geliyor.
Antalya’nın ihtiyacı da tam olarak bu:
Dünü bilen, bugünü anlayan ve yarını kurmaya cesaret eden
bir ATSO.