Vali Hulusi Şahin, su konusunda artık sorunun ve çözüm yollarının büyük ölçüde bilindiğini belirterek, bundan sonraki aşamanın uygulama olduğunu söyledi. Şahin, “Sorun belli, herkes aynı fikirde. Çözüm nedir? Aslında çözümler de biliniyor. Çözümler acı reçeteyi içeriyor" dedi. Tarımın su tüketimindeki payına dikkati çeken Şahin, sulama yöntemlerinin değiştirilmesi gerektiğini belirtti. Şahin, “Suyun yüzde 70'ini tarım uygulamaları harcıyor. Nasıl sulardık biz tarlalarımızı, salma sulamayla. Başka bir ismi ne, vahşi sulama. Gerçekten çok vahşi. Sonra yağmurlamaya geçtik. Bir anda kullandığımız su miktarı yarıya düştü. Sonra damlama suya, basınçlı sulamaya geçtik; bir yarıya daha düştü. Şimdi artık o da kurtarmıyor. Yeni yöntemler bulmak ve uygulamak zorundayız" diye konuştu.
29 YAŞINDA SERALARIMIZ VAR
Antalya'daki seraların da yenilenmesi gerektiğini vurgulayan Şahin, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından seraların mevcut durumunun incelendiğini söyledi. Seraların yeni teknolojiyle yenilenmesi gerektiğini belirten Şahin, “Ortalama kaç yaşında seralarımız, 29 yaşında. 29 yaşında arabası olan var mı? Traktörü olan kaldı mı? Yok. Ama serası olan çok. Seralarımızı değiştireceğiz, yeni tip bir anlayışla yeniden yapacağız. Bu acı reçeteyi yutacağız. Bu ödemeyi yapacağız. 'Oğluma Konyaaltı'ndan birkaç ev alayım', öyle yok. Bu masraf önce o seraya yapılacak ve orada yağmur hasadı gibi yeni çözümleri bulacağız" ifadelerini kullandı.
KUYULARIMIZIN YÜZDE 90'I KAÇAK
Kaçak kuyuların su yönetimindeki
sorunlardan biri olduğunu belirten Şahin, “Bizim şu andaki kuyularımızın yüzde
90'ı kaçak" dedi. Kaçak kuyulardan elde edilen suyun tarımda
kullanıldığını belirten Şahin, “Bu kaçak kuyulardan elde edilen suyla tarımın
ana gövdesini yapıyoruz ve pervasızca harcıyoruz suyu, pervasızca. Nasıl olsa
bedava. Hesap da yok, nasıl olsa alttan geliyor. Halbuki Konya Ovası kurudu,
buraların, aşağısının kurumayacağını kim söyleyebilir?" diye konuştu.
Su kaynaklarının korunmaması halinde
tarım, hayvancılık ve turizmin sürdürülemeyeceğini söyleyen Şahin, “Eğer belli
çözümleri yapmazsak bu tarımı, bu hayvancılığı ve bu turizmi devam ettirme
şansımız yok. Acı reçeteyi kendimize uygulayacağız, finansmanı kendimiz
karşılayacağız. Bunun başka yolu yok. Emin olun devlet, siz bir adım atın, 15
adım atacaktır; ona hiçbir şüphe yok" dedi.
KORKUTELİ'DE AKILLI SAYAÇLA SU TASARRUFU
Korkuteli Barajı'nda su seviyesinin
yaklaşık 2 yıl kadar önce yüzde 19'a kadar düştüğünü belirten Şahin, sulamada
akıllı sayaç sisteminin uygulanmasıyla mevcut suyun daha verimli kullanıldığını
anlattı. Şahin, “O seneyi, hani yandık öldük diyorduk ya, o seneyi su
fazlasıyla, o barajdaki yüzde 19'un çok azını kullanarak bitirdik. Bütün
sulamalar yapılmış olmasına rağmen" dedi. Suyun ihtiyaca göre kullanılması
halinde mevcut kaynakların yeterli olabileceğini belirten Şahin, “Suyu doğru
kullanırsanız, ihtiyacınız kadar kullanırsanız, 'çok fazla kullanayım, fazla
kullanayım' demezseniz bizim suyumuz bize yeter" diye konuştu.
SUYU İSRAF ETMEMEK BİR KÜLTÜR
Su tasarrufunun yalnızca teknik
önlemlerle değil, yaşam biçimiyle de ilgili olduğunu ifade eden Şahin, “Bu bir
yaşam biçimi, bir anlayış meselesi. Suyu israf etmemek bir kültür. Bu kültürü
edineceğiz. Bizim babalarımızda vardı, nedense bizde yok. Çocuklarımızda var mı
şüpheliyim ama eğer gayret edersek yeniden o kültürü kazanabiliriz" dedi.
Kuraklığın tarih boyunca medeniyetler üzerinde etkili olduğunu belirten Şahin,
“Koca koca imparatorlukları yok eden kuraklıktır. Kuraklık tarihin her
döneminde hiçbir kimseye iltimas geçmedi. Tedbir almazsanız yok olur
gidersiniz. Tedbir alalım, kalıcı olalım" diye konuştu.
ORTAK AKIL VURGUSU
Şahin, su konusunda çözümün kamu kurumlarının yanı sıra üretici, turizmci, sanayici ve vatandaşların sorumluluk almasıyla mümkün olacağını söyledi. Şahin, “Çiftçiysem sorumluluğumun gereğini yerine getireyim. Turizmciysem sorumluluğumun gereğini yerine getireyim. Sanayiciysem işte çözümler ortada. Sürdürülebilir bir üretim arayışı. Gizlisi saklısı hiçbir şey yok, bilim hepsinin çözümünü bulmuş. Bir maliyeti var, buna katlanacağım ve buna göre faaliyetimi yöneteceğim" diye konuştu. Şahin, zirvenin tabandan gelen ihtiyaçların ortak akılla eyleme dönüştürülmesi açısından önem taşıdığını belirterek, su konusunda kalıcı çözümler için ortak hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.
SU, ANTALYA’NIN GELECEK 30 YILLIK
MESELESİ
Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali
Çandır, Zirve’de yalnızca suyu konuşmak için değil, Antalya’nın geleceğini
konuşmak için bir araya geldiklerini söylerken, “Çünkü su artık yalnızca
çevrenin ya da tarımın konusu değildir. Su, üretimdir, gıdadır, turizmdir,
sanayidir, kent yaşamıdır, ekonomidir. Ve hepsinden önemlisi, Antalya’nın
geleceğidir” dedi. Antalya’nın
büyüdüğünü, Antalya’da üretimin, turizmin, nüfusun ve ekonominin büyüdüğünü
kaydeden Ali Çandır, diğer taraftan ise iklimin, yağış rejiminin değiştiğini,
kuraklık ve su stresinin arttığına dikkat çekti. Çandır, “Bir tarafta büyüyen
bir Antalya, diğer tarafta çok daha dikkatli yönetmemiz gereken su kaynakları.
Antalya Ticaret Borsası olarak 2026 yılı çalışma temamızı ‘su’ olarak
belirlememizin ve bu çalışmaya başlamamızın temel nedeni budur. Çünkü biz su
meselesini yalnızca bugünün problemi olarak görmüyoruz. Antalya’nın önümüzdeki
10, 20, 30 yıllık geleceğinin temel meselelerinden biri olarak görüyoruz. Artık
yalnızca; ‘Ne kadar suyumuz var?’ sorusunu sormamız yeterli değil. Asıl
sorumuz, ‘Sahip olduğumuz suyu ne kadar doğru ve ne kadar verimli
kullanıyoruz?’ olmalı. Bunun da ötesinde şunu sormalıyız: ‘Kullandığımız her
birim su ne kadar ekonomik ve sosyal değer üretiyor?’ Ve artık konuşmanın
ötesinde eyleme geçmeliyiz” diye konuştu.
“TARIMIN SU BAŞKA, TURİZMİN SUYU BAŞKA
DEĞİLDİR”
Zirve öncesinde 15 ve 16 Eylül
tarihlerinde Antalya Su Diyaloğu toplantılarını gerçekleştirdiklerini, tarım,
turizm, sanayi ve kentsel su yönetimi olmak üzere dört temel alanı ele
aldıklarını anımsatan Başkan Çandır, tarafları aynı masada buluşturarak, mevcut
durum ve risklerin konuşulduğunu, iyi uygulamaların ele alındığını, “Bundan
sonra ne yapacağız?” sorusuna cevap aradıklarını söyledi. Çandır, “Bu
çalışmaların bize gösterdiği ilk gerçek: Suyu artık sektör sektör, kurum kurum
birbirinden bağımsız yönetemeyiz. Tarımın suyu başka, turizmin suyu başka,
sanayinin ya da kentin suyu başka değildir. Hepsi Antalya’mızın suyudur. Hepsi
aynı kaynağın, aynı havzanın, aynı geleceğin parçasıdır. Bu nedenle Antalya’nın
ihtiyacı parçalı ya da müstakil çözümler değil, bütüncül ve kapsayıcı bir su
yönetimi anlayışıdır” dedi.
SUYUMUZU ÖLÇELİM, YÖNETELİM
Suyun önemini vurgulayan Başkan Çandır,
“Suyumuzu daha iyi yönetmeliyiz” dedi. Suyun ölçülmesi, kayıpları azaltılması,
verimli kullanılması, yağmur suyunun tutması, arıtılmış suyun yeniden
değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Çandır, “Kullandığımız suyun her
damlasının ne kadar değer ürettiğini bilmeliyiz. Çünkü; ölçmeden yönetemeyiz,
kıyaslamadan iyileştiremeyiz. Dünyadaki başarılı uygulamalara baktığımızda da
aynı anlayışı görüyoruz. Suyu sadece temin etmek değil, verimli kullanmak ve
mümkün olduğunca yeniden kullanmak öne çıkıyor. Kentler, sektörleri yalnızca
toplam su tüketimiyle değil, ürettikleri değerle birlikte ölçüyor. Biz de
Antalya’da bunu yapabilmeliyiz” diye konuştu.
Tarımda bir metreküp suyla ne kadar ürün ve ne kadar ekonomik değer oluşturulduğunu, turizmde bir misafir için ne kadar su kullanıldığını, sanayide bir birim üretim için ne kadar su tüketildiğini, kentte kişi başına tüketim ve şebeke kayıpların ölçülmesi gerektiğini kaydeden Çandır, her sektörün kendi şartları içinde değerlendirilmesi, kendi su verimliliği hedefini ortaya koymalıdır” dedi.
Suyun yeniden kullanımının da önemini vurgulayan Başkan Ali Çandır, şunları kaydetti:
“Artık her kullanım için içme suyu
kalitesinde su tüketmek zorunda olmadığımızı düşünmeliyiz. Uygun koşullarda
arıtılmış suyu; tarımda, sanayide, peyzajda ve farklı kullanım alanlarında
yeniden hayata ve ekonomiye kazandırabilmeliyiz. Yağmur suyunu mümkün olduğu
kadar hızla şehirden uzaklaştırılacak bir yük değil, değerlendirilecek bir
kaynak olarak görmeliyiz. Tarımda yalnızca modern sulama sistemlerine geçmekle
yetinmemeli; toprağın, bitkinin ve iklimin gerçek ihtiyacına göre sulama
yapmalıyız. Sera çatılarımıza düşen yağmuru değerlendirmeliyiz. Yeraltı suyunu
yalnızca çektiğimiz bir kaynak olarak değil, korumamız gereken stratejik bir
rezerv olarak görmeliyiz. Turizmde iyi uygulamaları ölçmeli ve
yaygınlaştırmalıyız. Sanayide suyun nerede kullanıldığını, nerede
kaybedildiğini ve ne kadarının yeniden kullanılabileceğini ortaya koymalıyız.
Kentlerimizde ise kayıp-kaçağı azaltırken, suyu ölçen, izleyen ve yöneten bir
altyapıya geçmeliyiz.”
HEDEF KALICI, KAPSAYICI SU ETKİLEŞİM AĞI
KURMAK
Antalya Su Diyaloğu’nun çıktılarının
önemine değinen Başkan Çandır, “Düzenlediğimiz Su Diyalogları bize bir şeyi
daha gösterdi: Antalya’nın bilgisi var. Tecrübesi var. Kurumsal kapasitesi var.
İyi uygulama örnekleri var. Eksik olan, bütün birikimi ortak hedeflere, somut
ve ölçülebilir eylemlere dönüştürmektir. İşte Zirvemizin temel amacı budur. Bu
amaçla Antalya’da kalıcı ve kapsayıcı bir su etkileşim ağı oluşturmak
istiyoruz. Bu ağ; Kamu, yerel yönetim, üniversite, üretici, turizm, sanayi,
meslek kuruluşları ve sivil toplumun aynı hedefler etrafında sürekli iletişim
içinde olmasını sağlayacak bir yapı olmalı. Suyun arzını ve kullanımını
performans kriterleriyle takip etmek, sektörel ve kentsel kullanımlarını
ekonomik fayda ve katma değer açısından değerlendirmek, elde ettiğimiz verileri
düzenli olarak raporlamak, kamuoyunu bilgilendirmek, kurumlarımız arasındaki
işbirliğini ve yönetişimi güçlendirmek ce ortaya çıkan sonuçları politika
yapıcılarla paylaşarak takibini sağlamak istiyoruz. Bunun için Antalya’mızın su
verisini ortak bir sistem ve ortak bir anlayışla toplamaya, ölçmeye, izlemeye
ve sonuçlarını düzenli olarak paylaşmaya ihtiyacımız var” diye konuştu.
SORUNLARI BİLİYORUZ CEVAPLARI ORTAYA
KOYMALIYIZ
Su ile ilgili sorunların büyük ölçüde
bilindiğini, artık soruların cevabının ortaya konulması gerektiğini kaydeden
Ali Çandır, “Ne yapacağız? Kim yapacak? Nasıl yapacağız? Ne zaman yapacağız? Ve
en önemlisi; Sonucunu nasıl ölçeceğiz? Buna bir soru daha eklemeliyiz: Bunu
nasıl finanse edeceğiz? Çünkü iyi bir fikir, uygulanabilir değilse sonuç
üretmez. Bu nedenle ortaya koyacağımız hedeflerin yalnızca doğru ve ölçülebilir
değil, aynı zamanda uygulanabilir ve finanse edilebilir olması gerekiyor. Bizim
istediğimiz; niyeti eyleme, eylemi takvime, takvimi sorumluluğa, sorumluluğu
ölçülebilir sonuca dönüştürmektir. Bunun için yalnızca bir eylem planına değil,
bu planın uygulanmasını takip edecek kalıcı bir işbirliği ve izleme
mekanizmasına da ihtiyacımız var. Antalya’nın suyunu birlikte ölçebilmeli,
izleyebilmeli, kıyaslayabilmeli ve gelişmeyi her yıl ortaya koyabilmeliyiz. Bu
nedenle bu çalışmanın yalnızca bir belge olarak kalmasını istemiyoruz. Kısa,
orta ve uzun vadeli; uygulanabilir, ölçülebilir, takip edilebilir ve finanse
edilebilir bir yol haritası olmasını istiyoruz” dedi.
COP31 BÜYÜK FIRSAT
Antalya’nın önünde COP31 gibi büyük bir
fırsat olduğunu dile getiren Başkan Çandır, “Biz COP31’i yalnızca Antalya’da
gerçekleştirilecek büyük bir uluslararası organizasyon olarak görmüyoruz.
Antalya’nın yıllardır konuştuğu iklim ve su konularında somut adımlar atması
için önemli bir fırsat olarak görüyoruz. İstiyoruz ki Antalya COP31’e; yalnızca
ev sahibi olan bir kent olarak değil, sorunlarını bilen, verilerini ortaya
koyan, çözümünü ortak akılla tartışan, hedeflerini belirleyen, harekete geçen
ve sonuçları tüm paydaşlarıyla paylaşan bir kent olarak çıksın. Antalya Su
Diyaloğu bunun ilk adımıydı” dedi.
ARTIK UYGULAMA ADIMLARI ATILMALI
Antalya Su Zirvesi’nin su konusunda
ikinci adım olduğunu, bundan sonraki adımların uygulama olması gerektiğini
vurgulayan Başkan Çandır, “Sonraki adım ise elde ettiğimiz sonuçları ölçmek,
paylaşmak ve geliştirmektir. Ve uygulamanın COP31 ile sınırlı kalmasını da
istemiyoruz. Zirvede ortaya çıkacak sonuçları uygulayacağız, sonuçlarını
ölçeceğiz, eksiklerimizi göreceğiz ve gerektiğinde hedeflerimizi yeniden
değerlendireceğiz. Çünkü su konusunda kalıcı başarı, bir toplantıyla değil,
yıllar boyunca sürdürülen kararlı bir uygulamayla mümkün olacaktır. Zirvede
ortaya çıkacak sonuçların yalnızca Antalya’da kalmasını da istemiyoruz. Çünkü
bugün Antalya’nın karşı karşıya olduğu su, kuraklık ve iklim sorunları; Akdeniz
havzasındaki birçok kentin de ortak meselesidir. Antalya’da geliştireceğimiz
uygulanabilir çözümleri COP31’de dünyayla paylaşmak istiyoruz. Yalnızca
sorunlarımızı değil, çözümlerimizi de anlatmak ve paylaşmak istiyoruz” diye
konuştu.
SUYUN SAHİBİ TEK BİR KURUM DEĞİLDİR
Su konusunda hiçbir kurumun tek başına
kalıcı ve kapsayıcı çözüm üretemeyeceğini söyleyen Çandır, merkezi yönetimin,
yerel yönetimlerin, üniversitelerin, üreticinin, turizmcinin, sanayicinin,
meslek kuruluşlarının ve vatandaşların ortak sorumluluğuna dikkat çekti.
Çandır, “Çünkü suyun sahibi tek bir kurum değildir. Ama suyun sorumluluğu
hepimizindir. Antalya Ticaret Borsası olarak bizim niyetimiz toplantılar yapmak
değildir. Niyetimiz; Antalya’nın suyunu koruyacak, üretimini sürdürecek,
ekonomisini ve rekabet gücünü güçlendirecek ve gelecek kuşaklara yaşanabilir
bir kent bırakacak ortak bir iradenin oluşmasına katkı sağlamaktır. Çünkü
önümüzde artık belirsiz bir gelecekten çok, yönetmemiz gereken bir risk vardır.
Suyun bol olduğu günlerde değil, kıt olduğu günlerde ne yapacağımızı bugünden
planlamalıyız. Birkaç yıl sonra; “Keşke daha önce başlasaydık.” dememek için
bugün başlamalıyız” diye konuştu.
SUYU KORURSAK ANTALYA’NIN GELECEĞİNİ
KORURUZ
Antalya Su Zirvesi’nin suyun yönetiminde
önemli bir başlangıç olmasını dileyen Başkan Çandır, “Bugün burada oluşacak
ortak aklın, Antalya’nın ortak eylemine dönüşmesini temenni ediyorum. Ve
inanıyorum ki Antalya’nın bugün kendi geleceği için ortaya koyacağı çözümler,
yarın COP31’de ve dünyanın farklı coğrafyalarında karşılık bulabilir. Çünkü;
Suyu korursak üretimi koruruz. Suyu korursak ekonomimizi koruruz. Suyu korursak
Antalya’nın geleceğini koruruz” dedi.
BAŞKAN ÇANDIR’DAN TEŞEKKÜR
Başkan Çandır, Zirveye katılanlara katkı koyanlara teşekkür ederken, “Her zaman yanımızda olan ve bütün çalışmalarımızı destekleyen Sayın Valimize, Sayın Büyükşehir Belediye Başkan Vekilimize, Sayın Rektörümüze özellikle teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca Zirvemize değerli katkılar sunan tüm kurum ve kuruluşlarımıza, kıymetli bilim insanlarımıza, sektör temsilcilerimize ve bu organizasyonun gerçekleşmesinde emeği geçen çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum” dedi.
SU KAYNAKLARI ÜZERİNDEKİ BASKI ARTIYOR
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Büşra Özdemir, Antalya’nın su kaynakları üzerindeki baskının her geçen gün arttığına dikkat çekerken, “İçme suyu kaynaklarımızın yüzde 98’ini oluşturan yeraltı sularımıza erişimde her geçen gün daha alt seviyelere inmek zorunda kalıyoruz. Nüfus ve ziyaretçi sayısındaki artış su ihtiyacını büyütüyor. Büyükşehir Belediyesi olarak yaklaşık 2,7 milyon vatandaşa ve nüfusun yaklaşık 10 katına karşılık gelen 27 milyona yakın ziyaretçiye içme suyu hizmeti sunuyoruz. Entegre kentsel su yönetim planını hayata geçirdik ve ASAT SCADA sistemiyle şebekeyi anlık olarak izliyoruz” dedi. Su kaynaklarının azalmasıyla kuraklık riskinin arttığını belirten Özdemir, Büyükşehir Belediyesi olarak su kayıplarının azaltılması, altyapının yenilenmesi, arıtılmış suyun yeniden kullanılması ve tarımda kapalı devre sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması yönünde çalışmalar yürüttüklerini belirten Özdemir, “Bütün bu çalışmaların ortak bir amacı var; Bir damla suyun dahi boşa heba edilmemesi" dedi. Zirveden çıkacak sonuçların Antalya Su Eylem Planı'na ve COP31 sürecine taşınması gerektiğini belirten Özdemir, “Bu zirveden çıkacak sonuçların Antalya'nın su konusunda ortaya koyduğu ortak iradenin kalıcı bir yol haritasına dönüşmesini diliyorum" diye konuştu.
ÖZKAN: “ANTALYA’NIN DÜNYAYA SÖYLEYECEK BİR SÖZÜ OLMALI”
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.
Özlenen Özkan, Antalya Su Zirvesi’nde suyun yalnızca çevresel bir konu
olmadığını, tarımdan gıdaya, turizmden ekonomiye kadar geleceğin temel
meselelerinden biri olduğunu söyledi. Akdeniz Havzası’nın iklim değişikliğinin
etkilerini yoğun biçimde yaşadığını belirten Özkan, Antalya’nın su kaynaklarını
koruması ve suyu daha verimli kullanması gerektiğini vurguladı. Türkiye’de
kullanılan suyun yaklaşık dörtte üçünün tarımda tüketildiğine dikkat çeken
Özkan, geleceğin üretim modelinin daha az suyla daha verimli ve sürdürülebilir
üretim üzerine kurulması gerektiğini ifade etti.
Akdeniz Üniversitesi’nin su verimli üretim, akıllı tarım, yapay zekâ ve yenilenebilir enerji alanındaki çalışmalarına değinen Özkan, üniversite bünyesinde Su Enstitüsü kurulmasına yönelik adımlar attıklarını açıkladı. COP31’in Antalya için önemli bir fırsat olduğunu belirten Özkan, “Antalya’nın dünyaya söyleyecek bir sözü olmalı” diyerek, kentin sorunlarını anlatmanın ötesine geçerek çözüm üreten ve uygulamalarını ortaya koyan bir şehir olması gerektiğini söyledi. Özkan, “Antalya’dan başlayalım. Türkiye için yapalım. Çocuklarımız için başaralım” dedi.
Zirvede, Bilim Kurulu üyeleri Prof. Dr. Bülent Topkaya, Prof. Dr Ayşe Muhammetoğlu, Prof. Dr. Harun Kaman, Prof. Dr. Ethem Karadilek sunum yaptılar.
Toplantının ardından Bilim Kurulu
Üyelerine plaket takdim edildi.