Doğa Ekonomiye İsyan Ediyor


Prof. Dr. Acar Baltaş, “Kapitalizmin sınırsız büyüme hipotezi ikinci kez sınanıyor, kendimize ait olmayan alanlara girdiğimiz için başımıza beklenmedik olaylar geliyor” dedi.

Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), Covid-19 salgını nedeniyle dijital platformda toplantılarını gerçekleştirmeye devam ediyor. ANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Akın Akıncı, Yönetim Kurulu Üyeleri, ANSİAD üyeleri ve misafirlerin katılımıyla gerçekleştirilen ANSİAD 13. Online Toplantısı’nın konuğu, Psikolog & Baltaş Grubu Kurucusu Prof. Dr. Acar Baltaş oldu. Toplantıda, “Öngörülmeyen Koşulların Öngörülebilir Olduğu Bir Dünyada Yaşamak” konusu konuşuldu. 111. yıl önce Güney Kutbu’na giden kaşiflerin mottosunun ‘öngörülmeyen koşullar’ olduğuna işaret eden Prof. Dr. Acar Baltaş, “111 yıl önce oraya gitmek Mars’a gitmekten daha tehlikeliydi. Çünkü haritası çizilmemiş bir alana gidiyorlardı ve hiç bir şekilde haberleşme imkanı yoktu. Bizler de benzer şekilde, haritası çizilmemiş, neyle karşılaşacağımızı bilemediğimiz ama neyle karşılaşacağımızı bilemeyeceğimizi bildiğimiz bir sürece evriliyoruz” dedi.

Acar Baltaş

‘DAHA VE EN’ İLE NEREYE VARACAĞIZ?

Dünya nüfusunun 70 senede üç katına çıkacağını dile getiren Baltaş, “Buraya birdenbire gelmedik, doğa ekonomiye isyan ediyor. Düşünün, Dünya nüfusu 1970’te 3,5 milyar bugün 7,7 milyar. 2050’de 11 milyar olacak. Yani 70 sene içinde 3 katına çıkıyor. Gelişmekte olan ülkeler gelişmiş ülkelere özeniyorlar ve daha fazla tüketmek istiyorlar. Çin, Hindistan, Brezilya, Amerika gibi tüketmek istiyorlar. Bütün dünya Amerika gibi tüketecek olsa 30 yıllık kaynağı var, bütün Dünya Hindistan gibi tüketecek olsa 70 yıllık kaynağımız kalıyor” diye konuştu. Kapitalizmin sınırsız büyümenin mümkün olduğu hipotezinin ikinci kez sınandığına dikkati çeken Baltaş, “Şimdi siz bir şirket toplantısı düşünebiliyor musunuz genel müdür çıkmış diyor ki arkadaşlar geçen sene harika çalıştınız, bu sene de o kadar çalışsak, üretsek, satsak yeterli. Böyle bir şey olmuyor, bu sene bu kadar yaptık gelecek sene sektör bu kadar büyüyecek, daha fazla satmalıyız. Yani ‘daha ve en’ ile nereye varacağız. Onun için doğa ekonomiye isyan ediyor. Kendimize ait olmayan alanlara girdiğimiz için, kendimize ait olmayan alanlarda başımıza beklemediğimiz olaylar geliyor” dedi.

DÜNYA ADALETSİZLİĞE VE FIRSAT EŞİTSİZLİĞİNE İSYAN EDİYOR

Globalleşme ile dünyada refahın artacağı, herkesin pastadan daha çok pay alacağı düşünülürken tam tersine orta sınıf eridiği ve servetin yukarıda biriktiğini dile getiren Prof. Dr. Baltaş, “Dünya adaletsizliğe, fırsat eşitsilziğine isyan ediyor. Onun için oluşan fay hatları, böyle bir pandemi süresinde gelen sarsıntıyla birbirini tetikleyerek büyük kırılmalara yol açma potansiyeline sahip. Onun için ABD, AB, Japonya problemin üzerine trilyonlarca lira dolar ve yen döküyor, yeter ki insanlar bulundukları noktadan daha aşağıya, tahammül edemeyecekleri kadar geriye gitmesin istiyorlar” diye konuştu. Türkiye’de ise bunun tam tersi bir duruma işaret eden Baltaş sözlerini şöyle sürdürdü; “Bakın izleyin TV’leri her gün herkes bir şey istiyor, devlet nereden verecek bunları? Böyle bir kaynağı yok ki, biz dolayısıyla İBAN verdik insanlara, yani verebileceğimiz bu olduğu için. Şu anda şirket bilançoları bozuluyor, dolayısıyla banka bilançoları da bozuluyor, hane halkı geliri düştü ve devlet borcu arttı.

Bundan sonra bizi bekleyen iki senaryo var, insanlar ihtiyacı olan şeyleri alacaklar, tüketim özlemi azalacak veya tam tersine bu biyolojik ve elektronik denetleme sistemleriyle kitlelerin izlenmesi, güvenlik ihtiyacıyla toplumların güçlü lider araması ve tam tersine toplumda ırkçılığa, mezhepçiliğe, dinciliğe, milliyetçiliğe dayalı bölünmeler olması ve dijital diktatörlükler olması. Refah istiyorsan kardeşim demokrasiden vazgeçeceksin, güvenlik istiyorsan da özgürlüğünden vazgeçeceksin diyecekler. Kalkınmak için demokrasi, hukuk lazım bunlar genel ezberler. Çin’de demokrasi mi var, Çin’de hukuk mu var? Nereye doğru gideceğimize halklar, topluluklar karar verecek.”

PANDEMİYİ ZİYAN ETMEYİN

Winston Churchill’in ‘iyi bir krizi asla ziyan etmeyin’ sözünü hatırlatan Baltaş, “Her krizin bir fırsat içerdiği söylenir. Gerçek anlamda kriz, bilinen çözümlerin problem çözmeye imkan vermediği, yetmediği durumlara verilen isimdir. Biz de tam olarak bunu yaşıyoruz. Krizler var olan eğilimleri güçlendirir, ikincisi de değişmesi, gerçekleşmesi çok uzun yıllar alacak olan büyük değişikliklerin hızla hayata geçmesine imkan verir” dedi. Uzaktan çalışma konusunun bir tercih olmaktan çıktığını dile getiren Baltaş, “Uzaktan çalışmayı aklından bile geçirmeyecek olan şirketler için Mart ayının 3. haftasında bu bir tercih olmaktan çıktı, sadece imkanlı eğitim kurumlarının bir fantezi gibi sunduğu uzaktan eğitim, 1 hafta içinde Türkiye’nin tek seçeneği haline geldi. Bir takım sıkıntılar olabilir ama büyük fırsatları da beraberinde getirdi, uzaktan çalışma kadın istihdamını ve zaman içerisinde kadınların üst yönetimde temsil oranını arttıracaktır.  Aynı şekilde uzaktan çalışmanın, Türkiye’nin en önemli sorunu olarak gördüğüm nitelikli eğitim probleminin çözülmesine yardım etmesi çok yüksek” diye konuştu.

İŞ GÜCÜNDE SEKTÖREL DEĞİŞİM

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2020 yılı iş gücü araştırmasında yetkinlik konusunun ön plana çıktığını kaydeden Prof. Dr. Acar Baltaş, “Rapora göre 2025 yılında iş gücünün yüzde 50’si evden çalışacak, 26 ülkede 85 milyon iş ortadan kalkacak ve 97 milyon yeni iş ortaya çıkacak. Yani bunlar 800 mesleği, 2 bin etkinliği, 18 farklı yetkinliği inceliyorlar, otomasyon potansiyeli olan 3 senaryo belirliyorlar. Türkiye’nin en büyük 15 sektörünün 2030 yılı iş gücü tahminiyle de yetkinliklerini eşleştiriyorlar ve bunu da 46 ülkeyle kıyaslıyorlar” dedi. İş gücünde sektörel değişimin yaşandığını belirten ve tarım sektöründen örnekler veren Prof. Dr. Baltaş sözlerini şöyle sürdürdü, “Alacağımız çok ders var, her gün tarım ve hayvancılık sektörünün içler acısı halini TV’lerde görüyorsunuz. Bunu Türkiye’de hiç bir iktidarın çözmeye muktedir olmadığını düşünüyorum. Çünkü dünyanın gidişatına aykırı Türkiye’de yapılmaya çalışılan tarım. Tarlayı sürecekler, ekecekler, zararlı haşarat ulaşmazsa ve yağmur beklenen düzeyde yağarsa gibi bir çok durumdan sonra para kazanıp topraklarında yaşamaya devam edecekler. Bugün tarım artık topraksız, dikey ve topraklı olarak yapıldığı zaman da yapay zeka ile entegre olarak yapılıyor. Dolayısıyla Türkiye’de tarımı, hayvancılığı çiftçiyi destekleyerek kurtarmak mümkün değil. Nasıl mümkün? Ziraat ve veterinerlik fakültelerine bilimsel olarak yaklaşmakla mümkün. İmam Hatip okullarına yapılan yatırımı buraya kaydırmak gerekiyor. Özellikle turizm de kısmen bunun içinde gelişiyor. En çok gelişecek olan da sağlık bakımı ve sosyal yardım sektörleri olacak.”

YENİ YETKİNLİKLER KAZANMALIYIZ

Beden gücüne dayalı olan yetkinliklerin geriye gittiğini dile getiren Baltaş, “Temel bilişsel yetkinliklere ihtiyaç var. Yani bizim liselerimizden üniversitelerimizden mezun olanların yeterliliklerine ihtiyaç yok, yüksek olanlara ihtiyaç var. En önemlisi teknolojik olmak. Normal olarak her şeyin yapay zekaya döndüğü bir durumda insan teması azalıyor gibi görünüyor ama öyle değil. Mesela Yuval Norah Harari’nin 21. Yüzyıl İçin 21 Ders kitabında, 20 yıl sonra işlerin yüzde 60’ı ortadan kalkacak veya köklü olarak değişecek ve nelerin olacağını da tam olarak bilmiyoruz der. Ama bildiğimiz bir şey var ki bilişsellik, sosyal ve duygusal zeka, teknolojik olmaya her iş kolunda ihtiyaç duyulacak” dedi. Baltaş, “Bugünkü anlayışla eğitim kurumlarından bunları beklemek nafile. Çünkü biliyoruz ki devlet üniversitelelerinin en iyimser 20’si, vakıf üniversitesinin en iyimser 20’si dışındaki eğitim kurumlarının devlet olanları öğrencilerin zamanını, vakıf olanları da öğrencilerinin zamanını ve parasını alıyor sonunda da hiç bir işe yaramayacak bir diploma veriyor. Bilgi ve beceri bugünün ve yarının dünyasına ait olan. Onun için önümüzde bir süreç var hepimiz bir problem yaşıyoruz, hala ne olduğunu bilemediğimiz bir problemle karşı karşıyayız herkes aynı problemleri farklı şekilde görüyor” diye konuştu.

BELİRSİZLİĞE UYUM SAĞLAYAMIYORUZ

İnsanın alışamayacağı hiç bir şey olmadığını, kutuplarda, ekvatorda hatta uzayda yaşadığını dile getiren Baltaş, “İnsanın uyum sağlayamadığı şey belirsizlik, işte biz de bir belirsizlik içerisindeyiz. İkincisi ve en önemlisinini bir örnekle açıklamak istiyorum, elinizde 2 tane 5 kg ağırlık aldınız ve tutuyorsunuz. Rahatlıkla herkesin tutabileceği bir şey, ancak bir süre sonra kaslarınız ne kadar güçlü olursa olsun eliniz aşağıya gitmeye başlıyor. İrademiz de öyle. Alışkanlıklarımızdan uzun süre uzak kaldığımız zaman ‘ne olacaksa olsun’ artık diyoruz. İnsanlar uzun süre alışkanlıklarından uzak kaldıklarında artık tükenme duygusu yaşıyorlar. Yorucu bir gün geçirdiğinizde, bir çok karar verdiğiniz, bir çok konuda karar vermek zorunda kaldığınızda akşam diyetinizi bozma ihtimaliniz çok daha yüksektir. İşte biz de aynı sebeple zorlanıyoruz” dedi.

ÇALIŞANIN ZİHNİ

Mevlana Celaleddin Rumi’nin, ‘İletişim söylenmeyeni duyabilmektir’ sözlerine işaret eden Prof. Dr. Acar Baltaş, sözlerini şöyle sürdürdü; “Çalışanlarınızın zihninde, dile getiseler de getimeseler de kendisi ve ailesinin sağlığı, iş güvencesi ve ekonomik sorunlar, salgın ile ilgili kaygı arttırıcı haberler, çocukları, iş ortamında sağlık endişesi gibi bir çok sorun var. Aynı şekilde iş sahiplerinin, yöneticilerin zihninde de şirketin geleceği ile ilgli belirsizlikler, yıllık iş performansı belirsizliği, performans takibini izlemedeki güçlük, şirkete bağlılık sağlamada güçlük gibi sorunlar söz konusu. Uzaktan çalışmanın ve uzaktan yönetmenin en önemli zorluğu performans kriterlerini koymak, ikincisi de bağlılığı sağlamaktır. Bu süreç nasıl aşılır, öncelikle liderlik çok önemli, çünkü bu süreç bittiği zaman insanların kitap ayracı gibi hepimizin hayatında özel bir yeri olacak, yaşadıklarının bir kısmını unutsalar bile hissettiklerini unutmayacaklar. Bu nedenle yöneticisi olduğunuz insanlara ne hissettirdiğinizi unutmayın. Karşılıklı güven, her şey güven çerçevesinde oluşuyor. Bunu söylemesi çok kolay, hayata geçirmesi çok kolay değil. İşin temelinde bu güveni verebilmek ve hissetmek. İş sahibinin kendi duygusunu, kaygısını kontrol etmesi önemli, iletişimine çok dikkat etmesi gerekiyor. Güven ortamı ister istemez iş sonuçlarına yansıyor, güven aslında soyut bir durum ancak çıktıları somut. Yöneticisine güveniyorsa çalışan, iki çalışandan birinin bağlılığı yüksek, yöneticisine güvenmiyorsa kuruma bağlılık 12’de bir. Hem iş sahibi olarak yarattığınız güven ortamı hem sizi temsil etmesi için koyduğunuz insanın bağlılığı iş performansını doğrudan etkiliyor.”

UZAKTAN ÇALIŞMA YETKİNLİKLERİ KAZANILMALI

Uzaktan çalışan insanların hangi yetkinliklere sahip olması gerektiğine ilişkin Hogan markasının yaptığı araştırmaya dikkati çeken Acar Baltaş, “İş ortağımız Hogan’ın evden ve uzaktan çalışan insanların hangi yetkinliklere sahip olması gerektiğine ilişkin bir araştırması var. Bu insanların birinci özelliği dürtü kontrolünün olması, yani iş disiplini olan, program yapan, programını tamamlayan insanlar. İkinci özellikleri bu insanların vadettikleri gün ve saatte işi teslim edebiliyor olması. Üçüncü özellikleri ise değişen koşullara uygun çözüm üretebiliyorlar ya da üretilen çözümlere ayak diretmiyorlar” dedi. Uzaktan çalışma konusunda iki özelliğin ise kendisini şaşırttığını kaydeden Baltaş, “Normalde insanlar bir aradaysa bu özellikler önemlidir, bir arada değillerse çok önemli değildir diye düşünürken tam tersine insanlar bir arada olmadığı zaman ‘iletişim ve bağ kurma’ konusu daha fazla önem kazanmış durumda. Dolayısıyla yöneticiler açısından burada iki sorumluluk var, çalışanın kişisel hayatlarındaki sorumluluklarıyla ilgili farkındalıklarının artması, nasılsın diye değil nasılsınız diye sorması, ailede hasta var mı, çocuklar eğitime ulaşabiliyor mu, bizim yapabileceğimiz bir şey var mı gibi sorular önem kazanıyor. Tabi çalışanlar açısından da yetişkin sorumluluklarını almaları, gözden ırak gönülden ırak diye düşünüp konfor alanını genişletme eğiliminde olmamaları gerekiyor” diye konuştu. Başkalarının önüne geçerek değil, başkalarıyla birlikte gerçekleşecek bir süreç olduğuna inanmanın önemine dikati çeken Baltaş, “Japon düşünür Haruki Murakami diyor ki ‘Fırtınadan çıktığınızda fırtınaya giren insan olmazsınız.’ Biz de bir fırtınaya girdik, o fırtınadan farklılaşarak ve dönüşerek çıkacacağız. Onun için de fırtınadan çıktığımız zaman bizim yardımlaşarak değerlerimizi güçlendirmek, arkadaşlarımızı güçlendirerek güven ortamını yaratmak ve bu yaklaşım içerisinde olmamız büyük önem taşıyor. Hepimizin hayatı yapım aşamasında” dedi. Toplantı, soru ve cevapların ardından sona erdi.

Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

lawngonewild.com