Antalya’da Dev Buluşma! YÖREX 13 Eylül’de Başlıyor

YÖREX, Türkiye’nin 100 Milyar Liralık Coğrafi Ürün Pazarını Antalya’da Buluşturuyor. Antalya Ticaret Borsası tarafından Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin desteğiyle düzenlenen YÖREX 8. Yöresel Ürünler Fuarı, bu yıl 13 – 17 Eylül tarihleri arasında Antalya Expo Center’da gerçekleşecek.

Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Davut Çetin, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Halil Bülbül, Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Doğan ve Antalya Fuarcılık İşletme ve Yatırım AŞ (ANFAŞ) Genel Müdürü Murat Özer, Vakıf Çiftliği içindeki Zeytinpark’ta düzenlenen toplantıda YÖREX Fuarı’yla ilgili basın mensuplarına bilgi verdi.

Toplantının açılışında bir konuşma yapan Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, “Sizin Oraların Ne’si Meşhur?” sloganıyla başlayan YÖREX’in sekizinci yaşına ulaşmasının mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.

Ali Çandır, “Türkiye’mizin doğusunu, batısını, kuzeyini ve güneyini 10.000 metrekarenin üzerinde bir alanda;  El emeği ve damak tadı yöresel ürünlerimizle, Anadolu’muzun kendisine özgü kültürü ve birikimleriyle bir araya getirdiğimiz YÖREX’i önümüzdeki Çarşamba günü hep birlikte açacağız. Yöresel ürünler projemizin bir ayağı olan YÖREX’in hayata geçirilmesinde sekiz yıldır birlikte hareket etmenin en somut ve katkı sağlayıcı örneklerini bizlere yaşatan; Yerel ve merkezi yönetimlerimize, tüm kurum/kuruluşlarımıza, hazırlık çalışmalarından itibaren desteklerini esirgemeyen, ilk fuarımızdan bugüne kadar etkinliklerimizi sahiplenen ve bizleri motive eden; TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu nezdinde tüm oda ve borsalarımıza ile basınımıza teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

 

“Sizin Oraların Ne’si Meşhur?”

YÖREX’in sloganı “Sizin Oraların Ne’si Meşhur?” sorusunun aslında insanların birbirleriyle bağ kurma merakının ve isteğinin bir tezahürü olduğunu vurgulayan Ali Çandır sözlerini şöyle sürdürdü;

“Dünyanın diğer yerlerinde de buna benzer laflar muhtemelen vardır. Ancak hiç biri, bu sözün yarattığı bağı kuramaz. Çünkü bu söz sadece bir ürünü anlatmaz. O ürünün hangi yöreye, hangi ayırıcı özelliğe ve nasıl bir geçmişe sahip olduğunu da anlatır. Böylece iki insan arasında karşılıklı yöresel ve kültürel bir bağ kurmanın başlangıcı sağlanmış olur.

Yaklaşık 10 yıl önce “Sizin Oraların Ne’si Meşhur?” sorusuyla bizler, uzun bir muhabbetin başlangıcını yaparken bugünlerde bu muhabbetin ötesine geçip; Yöresel ürünlerimize coğrafi işaret kazandırmaya, ürünlerimizin Ticari değerlerini artırmaya ve yeni pazarlara açılmasını sağlamaya çalışıyoruz.
Sekiz yıl gibi kısa bir sürede her yıl daha fazla gelişerek ve başarı göstererek düzenlediğimiz YÖREX, kentimizde yedisinden yetmişine tüm yaş gruplarının merakla ve keşfetme arzusuyla beklediği bir fuar haline dönüşmüştür.

Coğrafi İşaretli Ürünler Hakkındaki Farkındalık Artıyor

Yine bu kısa sürede ülkemiz genelinde coğrafi işaretli ürünler hakkındaki farkındalık artmış ve tescillenen ürün sayımız 110’dan 206’lara ulaşmıştır. Başvuru aşamasında bulunan ürün sayımız ise 373’e ulaşmıştır. Bugün kahve, yoğurt, döner, baklava, incir, fındık, kayısı ve dondurma gibi birçok ürün dendiğinde akla ilk gelen ülke şüphesiz ki Türkiye ve Anadolu kültürüdür. Ülkesel çağırışımın ardından ise akla gelen ilk soru Nerenin Fındığı? Yoğurdu? Baklavası? İnciri? Ve Dondurması? Olmuştur. Silifke yoğurduna türküler yakmışız. Antep Baklavasıyla gastronominin başkentine bekliyoruz demişiz. Ama dünyaya sunamamışız. Fındığa yeşil altın demişiz ama üreticiyi üç beş uluslararası firmaya teslim etmişiz. Dondurmaya saray yiyeceğidir demişiz ancak piyasayı Amerikan ve İtalyan şirketlerine teslim etmişiz.

İşte YÖREX ile tüm bunlara son vermeyi hedefliyoruz. Amacımız öncelikle bizim insanımızın yöresel ürünlerimizi sahiplenmesini sağlamak. Peşi sıra bu ürünleri uluslararası pazarda kendimize özgü biçimde, gerekiyorsa birazda inovasyon katarak ve katma değer yaratarak sunmaktır.

Yaklaşık 200 çeşit peynir çeşidine sahip bir ülke olmamıza rağmen halen ne bir Rokfor ne de bir Parmesan çıkarabilmişiz. Hatta sadece 8’ini coğrafi işaret korumasını altına alabilmişiz. YÖREX ile tescillenmesine cesaret verdiğimiz Kars Kaşarı’nın daha yeni ulusal çapta koruma altına alabildik. Uluslararası alanda ise halen Malatya Kayısı, Aydın İnciri ve Antep Baklavası’nın ötesine gidemedik.

YÖREX ile insanımızın gerçek, yöresinde 32 farklı bileşenden oluşan Kars Kaşarı gibi binlerce ürünümüzü tanımalarını ve tatmalarını, birer tüketici olmanın yanı sıra ticaret erbabı olanların ise vitrindeki bu ürünlerimize talip olmalarını ve yeni pazarlar yaratmalarını hedefliyoruz.

100 Milyar Liralık Pazar

Ülkemiz topraklarında binlerce yıldır üretilen coğrafi işaret alabilecek konumdaki potansiyel 2 bin 500 ürünün ticari hacmi ise hali hazırda 100.000 milyar TL’dir. Eğer bizler ürünlerimizi uluslararası alanda tescil ettirir ve koruma altına alabilirsek piyasa değerinin yüzde 20 fazlasına alıcı bulan yöresel ürünlerimizden daha fazla kazanç elde edebilir ve katma değer sağlayabiliriz.

YÖREX bu yıl 70 ilden ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden binlerce ürünü ağırlayacak ve ticarileşmesine katkı sağlayacak. 13 – 17 Eylül dönemindeki 5 gün boyunca 124’ü Oda ve Borsa, 16’sı Kalkınma Ajansı, 70’i Kurum olmak üzere 400’ü aşkın katılımcıyı sizlerle buluşturacak. 13 – 17 Eylül tarihleri arasında tüm Antalyalıları ve Antalya’da bulunanları, bir günde Türkiye turu yapmak isteyenleri ve memleket hasreti çekenleri YÖREX ’e bekliyoruz.”

Deniz ve Güneş Dışında Kültürümüzü de İhraç Etmek İstiyoruz

ATSO Başkanı Davut Çetin de konuşmasında YÖREX projesinin bugünlere getirilmesinde hem kurumların hem de basının büyük emeği olduğunu belirtti.
Yöresel ürünlerin binlerce yıllık ortak kültür zenginliği olarak nitelendiren Davut Çetin, “Henüz bu zenginliğimizi anlamış ve değerlendirmiş değiliz. Antalya bugüne kadar deniz, güneş, doğa ve misafirperverlik satarak turizmde bir dünya kenti haline geldi. Misafir ettiği milyonlarca turiste Türkiye’nin her bölgesinden getirttiği yöresel ürünleri sundu, yani ihracat yaptı.

Ancak biz artık, deniz ve güneş dışında kültürümüzü de ihraç etmek istiyoruz. Kırsal turizmle, tarımsal turizmle yöresel ürünlerimizi geliştirmek, kırsal kalkınmayı sağlamak, turizmi iç kesimlere yaymak istiyoruz. Avrupa’ya baktığımızda yöresel ürünlerin en önemli turizm ürünleri arasında olduğunu görüyoruz. Biz ise halen zengin kültürel birikimimizi ve yerel zenginliklerimizi olması gerektiği gibi bir turizm ürünü haline getiremedik.

Bunun için ilerleme kaydetmemiz gereken birkaç husus bulunmaktadır. Öncelikle kültürel mirasımıza hep birlikte sahip çıkmamız gerekiyor. Kentler, ülkeler kültürel birikimleriyle büyürler, yol alırlar. Turist, ziyaret ettiği destinasyonun kültürünü yaşamak, görmek ister. Bizler ticaret kültürümüzü, iş kültürümüzü, yaşam kültürümüzü, kent kültürümüzü olması gerektiği yere taşıyamazsak bırakın turizmi, hiçbir alanda ilerlememiz mümkün değildir” diye konuştu.

Yerel ürünlerin ortak kültürümüzün önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Davut Çetin şunları kaydetti;

“Bu değerlere sahip çıkmazsak inanın sahip çıkan bulunur. Bildiğiniz üzere baklavayı neredeyse Yunanlılara kaptırıyorduk. Yani önce kültürümüze sahip çıkacağız! Diğer önemli bir husus geleneksel kültürü geliştirmek, evrensel standartlara ulaşmak, yani yenilik yapmaktır. Dünya değişirken hiçbir şeyin yerinde sayma lüksü bulunmuyor. Olumlu yönde değişemeyenin, gelişemeyenin silindiği bir çağda yaşıyoruz. Yerel ürünlerimizi markalaştırmamız, üretim sistemlerinden, pazarlama ve tanıtım yönetimlerine kadar her alanda inovasyon kültürünü benimsemiş olmamız gerekiyor. Konuyu baklavadan açtık, devam edelim. Türk üreticiler bugün 60’dan fazla ülkeye baklava satıyor. Bu başarı kendiliğinden dükkanda oturarak gerçekleşmiyor. Üretim sistemlerindeki ve pazarlama kanallarındaki inovasyon ile gerçekleşiyor.

Bir başka husus fikri mülkiyet hakkıdır, patenttir. 21. Yüzyılda özgün bir değerinizi koruyacaksanız bunun yolu bellidir. Bakınız, peynirin Anadolu topraklarında binlerce yıllık geçmişi vardır. Van’ın otlu peynirini, İç Anadolu’da küpe basılan, Doğu Anadolu’da deriye, Karadeniz’de ahşap kovaya basılan peyniri bilenleriniz vardır. Yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’de 193 çeşit peynir var ama bunlardan sadece 8’i coğrafi tescile sahip. Coğrafi tescil olmadan değerinize de sahip çıkamıyorsunuz. Hal böyle olunca da olunca zenginliğin içerisinde birçok insanımız kaşar peynir ile beyaz peynir dışında birşey bilmiyor.

Antalya Piyazı Mönülerde Coğrafi İşaretli Yer Alacak

Bu vesileyle bir güzel haberi de paylaşmak istiyorum. Antalya Piyazı için ATSO olarak coğrafi işaret tescili için TPE’ye başvurumuzu yaptık, değerlendirmeler tamamlandı ve TPE’nin bülteninde yayınlandı. 3 aylık bir ilan süreci tamamlanınca Antalya Piyazı Coğrafi işaretli bir ürün haline gelmiş olacak. Artık menülerde Antalya piyazı coğrafi işaretli bir ürün olarak yer alacak.

Değinmek istediğim son ve belki de en önemli husus ise birlik ve beraberlik kültürüdür. Finike birlik olmazsa Finike portakalı olmaz, Antep birlik olmazsa Antep baklavası olmaz, Van birlik olmazsa otlu peynir olmaz. Türkiye birlik olmazsa Türk markaları dünyaya çıkamaz.

Her yıl YÖREX’de birlik ve beraberlik kültürünün en güzel örneklerinden birisi veriliyor. Türkiye’nin her bir köşesinden değerlerimiz Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ailesinin önderliğinde Antalya’da biraraya geliyor.

Bu etkinliği uluslararası arenaya taşımak yönünde de bir çalışma yürütüyoruz. Umarım Bakanlığımızın da desteği ile önümüzdeki yıllarda bu renkli organizasyonu ve kültürel değerlerimizi farklı ülkelere de taşıyacağız.

4 gün boyunca YÖREX Fuarı’nda birlikte olacağız. Bu renkli fuarda hep birlikte, sahip olduğumuz zengin yöresel mirası nasıl koruyacağımızı konuşma imkânı bulacağız. Son derece renkli bir organizasyon yaşayacağımıza inanıyorum. Bu vesileyle bu değerli organizasyonun gerçeklemesine emek veren Başta Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır olmak üzere tüm kişi ver kurumlara teşekkür ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum.”

Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir