Kavaloğlu, “2026’yı yalnızca ziyaretçi sayıları üzerinden değerlendirmemek gerekiyor. Jeopolitik gelişmelerin, ekonomik koşulların ve tüketici davranışlarındaki değişimin turizm hareketlerini doğrudan etkilediği bir dönemden geçiyoruz. Buna rağmen Türkiye turizmi ve Antalya güçlü talep üretmeye devam ediyor” dedi.
ANTALYA İLK 8 AYDA 11 MİLYON ZİYARETÇİYİ
AŞTI
2026 yılının ocak-ağustos döneminde
Antalya’nın 11 milyonun üzerinde yabancı ziyaretçi ağırladığını hatırlatan
Kavaloğlu, geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 6’lık gerilemenin
dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Kavaloğlu, “Rakamların bize söylediği
önemli bir şey var. Antalya talep gücünü koruyor ancak artık sadece ziyaretçi
sayısını artırmaya odaklanan bir rekabet anlayışı yeterli değil. Geliri,
konaklama süresini, tekrar ziyaret oranını ve sezonun yıl içine yayılmasını
birlikte değerlendirmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
RUSYA, ALMANYA VE İNGİLTERE ANA PAZARLAR
OLMAYA DEVAM EDİYOR
Antalya’nın ana kaynak pazarlarının
güçlü konumunu koruduğuna işaret eden Kavaloğlu, pazar çeşitliliğinin
önümüzdeki dönem açısından daha da önemli hale geleceğini vurguladı.
“Rusya, Almanya ve İngiltere Antalya’nın
ana pazarları olmaya devam ediyor. Bu pazarlardaki gücümüzü korurken Polonya
başta olmak üzere Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde, Benelüks’te ve farklı Avrupa
pazarlarında büyüme potansiyelimizi daha etkin değerlendirmeliyiz. Antalya’nın
hava yolu erişilebilirliği bu çeşitlenmeyi destekleyen en önemli
avantajlarımızdan biri.”
“SONBAHAR ARTIK SEZONUN SONU DEĞİL”
Kavaloğlu, Antalya açısından eylül, ekim
ve kasım aylarının giderek daha stratejik hale geldiğine dikkat çekerek
sonbaharın klasik anlamda sezon sonu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini
söyledi.
“Antalya’nın önündeki en önemli
fırsatlardan biri sezonu uzatmak. Bunun için yalnızca iklim avantajımıza
güvenmemeliyiz. Kongre, spor, kültür, gastronomi, sağlık ve etkinlik turizmini
çok daha güçlü biçimde turizm ürünümüzün içine yerleştirmeliyiz. Sonbahar
Antalya için sezonun sonu değil, farklı turizm ürünlerinin öne çıktığı ikinci
bir dönem olmalı.”
ULUSLARARASI ORGANİZASYONLAR SEZONU
DESTEKLEYECEK
Antalya’nın 2026 sonbaharında dünyanın
dikkatini çekecek iki büyük uluslararası organizasyona ev sahipliği yapacağını
belirten Kavaloğlu, 77. Uluslararası Uzay Kongresi ve COP31’in yalnızca kısa
dönemli konaklama hareketi açısından değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
“Bu organizasyonlar Antalya’nın büyük
ölçekli uluslararası etkinlikleri gerçekleştirebilme kapasitesini dünyaya
gösteriyor. Özellikle COP31, Antalya’nın küresel görünürlüğü açısından son
derece önemli. Burada oluşturacağımız başarı, önümüzdeki yıllarda kongre ve
etkinlik turizmi açısından yeni bir referans ve yeni bir pazarlama gücü
yaratacaktır.”
“2027’YE SADECE DAHA FAZLA TURİST
HEDEFİYLE BAKMAMALIYIZ”
Kavaloğlu, turizmde küresel rekabetin
değiştiğine dikkat çekerek 2027’ye yönelik stratejinin ziyaretçi sayısının
ötesine geçmesi gerektiğini vurguladı.
“Rakiplerimiz yalnızca daha fazla turist
çekmeye çalışmıyor; yeni rotalar, yeni deneyimler ve yeni seyahat nedenleri
oluşturuyor. Türkiye’nin ve Antalya’nın da önümüzdeki dönemde rekabet gücünü
belirleyecek temel konu bu olacak. Likya’dan gastronomiye, kültürden doğaya,
spordan yerel yaşama kadar elimizde çok güçlü bir potansiyel var. Şimdi bu
potansiyeli ziyaretçinin satın alabileceği ve deneyimleyebileceği turizm
ürünlerine dönüştürmemiz gerekiyor.”
Kavaloğlu, “2026’nın kalan bölümünü
yalnızca sezonun kapanışı olarak değil, 2027’nin başlangıcı olarak görüyoruz.
Antalya’nın hedefi daha uzun sezon, daha çeşitli pazar, daha yüksek turizm
geliri ve ziyaretçiye daha fazla seyahat nedeni sunan bir destinasyon yapısı
olmalı” değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak: AKTOB