Açıklama şöyle;
"Mimarlar Odası Antalya Şubesi
olarak; Antalya ili, Manavgat ilçesi,
Side Turizm Alanı ve Side II Nolu Turizm Merkezi Kızılağaç Bölgesi 3. Etap
kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 06.03.2023 tarihinde onaylanan
1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Revizyon
Planı, 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Revizyon Planı ve 1/1.000 ölçekli Uygulama
İmar Planı Revizyon Değişikliğine karşı açtığımız davada önemli bir
yargı kararı verilmiştir.
Söz konusu planların iptali
istemiyle açtığımız davada Antalya 5.
İdare Mahkemesi, planlama sürecinde gerekli ve yeterli araştırma ve analizlerin
yapılmadığını belirleyerek dava konusu planların iptaline karar vermiş; ancak
bu karar Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi tarafından
kaldırılarak davamız reddedilmişti.
Mimarlar Odası tarafından yapılan
temyiz başvurusu üzerine Danıştay Altıncı Dairesi, 12 Şubat 2026 tarihli ve
E:2025/4101, K:2026/544 sayılı kararıyla temyiz istemimizi kabul etmiş; davanın
reddine ilişkin Konya Bölge İdare Mahkemesi kararını oybirliğiyle BOZMUŞ ve
dosyanın yeniden karar verilmek üzere Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine
karar vermiştir.
Danıştay kararında ortaya konulan
değerlendirmeler, yıllardır dile getirdiğimiz şehircilik, planlama, çevre ve
kamu yararı ilkeleri açısından son derece önemlidir.
296
HEKTARLIK DOĞAL ALANIN GELECEĞİ BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR YAPILMADAN BELİRLENEMEZ!
Davaya konu alan; Manavgat
Irmağı’nın denizle buluştuğu sahil bandında bulunan, henüz yapılaşmamış yaklaşık 296 hektarlık orman ve mera vasıflı Hazine
taşınmazlarından oluşmaktadır.
Manavgat Belediyesi tarafından
hazırlanan önceki önerilerde alanın bir bölümünün golf turizm alanı olarak
değerlendirilmesi, diğer bölümlerde ise yat limanı, tekne çekek yerleri ve
halkın kullanımına açık alanlara yer verilmesi öngörülmüşken; dava konusu
planlarda yaklaşık 287 hektarlık alanın, üçü konaklamalı biri konaklamasız
olmak üzere dört büyük golf turizm alanı şeklinde planlandığı Danıştay kararında açıkça ortaya
konulmuştur.
Bu ölçekte, doğal kaynakları ve kıyı alanlarını
doğrudan etkileyecek bir planlama kararının bilimsel ve teknik araştırmalara
dayanması zorunludur.
HALKIN VE
YEREL YÖNETİMİN GÖRÜŞÜ ALINMAMIŞTIR
Yargılama sürecindeki bilirkişi
incelemelerinde;
- Plan kararından doğrudan etkilenecek bölge
halkının ve ilçe belediyesinin görüşlerinin alınmadığı,
- İlgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin
planlama belgelerinde ortaya konulmadığı,
- Alanın golf kullanımı açısından uygun olduğunun
belirtilmesine karşın bunu destekleyen somut verilerin ve bilimsel
analizlerin bulunmadığı
tespit edilmiştir.
Kentlerin ve doğal alanların
geleceğini belirleyen planlama süreçlerinin, alanda yaşayanların ve yerel
yönetimlerin görüşlerinden bağımsız biçimde yürütülmesi kabul edilemez.
Planlama; kapalı kapılar ardında
verilen kullanım kararlarıyla değil, bilimsel veriler, şeffaflık, katılım ve
kamu yararı temelinde gerçekleştirilmelidir.
GOLF
TURİZMİNE YÖNELİK TALEP VE FİZİBİLİTE ÇALIŞMASI YAPILMAMIŞTIR
Danıştay kararına esas alınan
bilirkişi raporunda, bölgenin golf turizmi açısından gerçekten bir talep
oluşturup oluşturmadığına, golf turizminin burada uygulanmasının gerekli olup
olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma veya fizibilite çalışmasının
yapılmadığı açıkça belirtilmiştir.
Aynı şekilde su kaynakları başta
olmak üzere yatırımın yaratabileceği çevresel etkilerin belirlenmesine yönelik
yeterli bir etki değerlendirmesinin yapılmadığı ve olası olumsuz etkilerin
nasıl azaltılacağına ilişkin önlemlerin ortaya konulmadığı tespit edilmiştir.
Yüzlerce hektarlık bir alanın
geleceğini belirleyecek bir kullanım kararının, “turizmi çeşitlendirme” veya
“turizmi 12 aya yayma” şeklindeki genel kabullere indirgenmesi bilimsel
planlama anlayışıyla bağdaşmamaktadır.
Doğal
Ekosistem Ve Su Kaynakları Göz Ardı Edilemez
Danıştay Altıncı Dairesi kararında
ayrıca son derece önemli bir değerlendirmeye yer verilmiştir.
Golf turizminin büyük arazi
kullanımına ve yüksek enerji tüketimine dayalı bir altyapı gerektirdiği,
buna karşın dava konusu planın açıklama raporunda ağırlıklı olarak bölgeye
sağlanacağı öne sürülen ekonomik faydalara yer verildiği; bölgenin doğal
ekosistemi ve doğal kaynakları üzerindeki etkilerine ilişkin yeterli araştırma
ve değerlendirme yapılmadığı belirtilmiştir.
Özellikle iklim krizinin ve su
kaynakları üzerindeki baskının giderek ağırlaştığı Antalya’da; yüksek su,
enerji ve arazi kullanımına ihtiyaç duyan yatırımların etkileri bilimsel olarak
ortaya konulmadan planlama kararı verilmesi kabul edilemez.
Kentimizin kıyıları, ormanları,
meraları ve su kaynakları geri dönüşü olmayan kullanım kararlarının konusu
haline getirilemez.
KIYILAR
HALKINDIR
Danıştay kararında kıyıların kamusal
niteliğine ilişkin yapılan değerlendirme de son derece önemlidir.
Kararda; kıyı mevzuatı doğrultusunda
kıyıdan iç kesimlere doğru kamusal bir koridor oluşturulması ve halkın
anayasal hakkı olan kıyılardan yararlanmasının sağlanmasının esas olduğu
özellikle vurgulanmıştır.
Kıyılarımız turizm yatırımlarının
kullanımına tahsis edilecek rezerv alanlar değildir. Kıyılar; herkesin eşit
ve serbest biçimde yararlanması gereken kamusal alanlardır. Planlama
kararlarının temel amacı kıyıları yatırım baskısına açmak değil; doğal
değerleri korumak, toplumun kıyıya erişimini güvence altına almak ve gelecek
kuşakların haklarını gözetmek olmalıdır.
DANIŞTAY:
PLANLAMA ŞEHİRCİLİK İLKELERİ VE KAMU YARARINA UYGUN DEĞİLDİR
Danıştay Altıncı Dairesi; yaklaşık
296 hektarlık kıyı alanına ilişkin ihtiyacın bilimsel ve teknik gerekçelerle
ortaya konulmadan golf turizmi ağırlıklı biçimde planlanmasının şehircilik
ve planlama ilkeleri ile kamu yararı bakımından uygun olmadığı sonucuna
ulaşmış ve davanın reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki
isabet bulunmadığına hükmetmiştir.
Bu karar bir kez daha göstermektedir
ki;
Doğal alanların geleceği yalnızca
ekonomik beklentiler üzerinden belirlenemez.
Kıyılar, ormanlar, meralar ve su
kaynakları planlamanın temel girdileridir; sonradan telafi edilebilecek
değerler değildir.
Bilimsel araştırmaya dayanmayan,
halkın ve yerel yönetimlerin katılımını dışlayan ve kamusal kullanımı ikinci
plana atan planlama kararları kamu yararına uygun değildir.
Mimarlar Odası Antalya Şubesi
olarak; Manavgat’ın kıyılarının, doğal alanlarının, ormanlarının, meralarının
ve su kaynaklarının korunması; kıyıların halkın kullanımına açık tutulması ve
kentimizin geleceğini ilgilendiren bütün planlama süreçlerinin bilimsel
esaslara, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun biçimde yürütülmesi için
hukuki ve mesleki mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Danıştay’ın bozma kararı sonrasında
Bölge İdare Mahkemesinde devam edecek yargılama sürecinin de takipçisi
olacağız.
Antalya’nın doğal değerlerinin
günübirlik ekonomik beklentilere feda edilmesine, kıyılarımızın ve kamusal
alanlarımızın plansız ve bilimsel dayanaktan yoksun kararlarla kullanım baskısı
altına alınmasına karşı kentimize ve kamu yararına sahip çıkmaya devam
edeceğiz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”