7 Milyar Dolar İhracat İmkansız Değil

“Şeffaf, katılımcı ve hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla BAİB’i daha güçlü bir noktaya taşımaya kararlıyız” diyen BAİB Başkan Adayı Mehmet Ali Can, seçildikleri takdirde 5 yıllık planlamalarında 7 milyar dolarlık ihracat hedefleri olduğunu açıkladı.
Türkiye’nin önemli yaş sebze ve meyve ihracatçılarından biri olan Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Başkan adayı Mehmet Ali Can, tesislerinde Ekonomi Muhabirleri Derneği üyelerini konuk etti. Yaklaşan BAİB seçimleri öncesi, bölge ihracatçısıyla ilgili temasları ve çalışmaları hakkında bilgiler veren Mehmet Ali Can, ticarete başlamasından, ihracatçıların sorunlarına, kamuoyunda çok merak edilen zirai ilaç kalıntısı sorunundan, döviz kuru beklentisine ekonomi muhabirlerinin sorularına samimi yanıtlar verdi.

ANTALYA’DA YAŞ MEYVE SEBZECİLERİNİN GİZLİ ORTAĞI BULGARİSTAN!
Antalya’da 17 ihracatçının kurduğu analiz laboratuvarının kurucu ortağı olduklarını anlatan Mehmet Ali Can, ihracatta sık sık gündeme gelen, kamuoyunda çok tartışılan pestisit olayının “suistimal” edildiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Global marketlerde en büyük sıkıntımız ilaç kontrolü. Üretimde ilaçların doğru dozajda kullanılmış olması, Avrupa Birliği’ne uygun olması yetmiyor. Bizim Antalya’da ihracatçı arkadaşlarımızla kurduğumuz laboratuvar bir noktada level atlattı. Biz önce kendi kendimizi denetliyoruz. Bizde geri dönüş çok düşük. Yani %1 bile değil. Özellikle bu yönetim döneminde analiz ve pestisit ana işim oldu. Bulgaristan’a gittik, Kapıkule’yi ziyaret ettik. Ankara’da çok ciddi görüşmelerimiz oldu.
Pestisit olayı biraz suistimal ediliyor. En son buraya Avrupa Birliği Gıda Komisyonu’ndan üyeler geldi. Tarım Bakanlığı’nı ziyarete gelmişler, bizi de ziyaret ettiler. Biz diyoruz ki çok düşük bir oran, bunu kaldırın. Adımım sürekli not alıyor. Söyleyeceğiz, ileteceğiz. Bizdeki oranlar böyle değil falan. En son toplantı biterken dedim ki, binde küsurlarda bir geri dönüş var. Bunu daha düşürmek için ne yapmamız lazım diye sordum. Dedi ki, bu oran çok düşük, başka bir şey yapmanıza gerek yok. O zaman kaldırın dedim. Niye üzüyorsunuz bizi? Antalya’da yaş meyve sebzecilerinin tamamının, Avrupa’ya çalışanlarının gizli ortağı Bulgaristan.

Bir tır ürün için Bulgaristan’da ödeyeceğimiz para minimum 1500 Euro. Analiz, check belgesi, kapıyı açıyorlar, sağlık kontrolü. 200 Euro, 300 euro, 500 euro derken bir tır 12 ton biber alır şu dönemde, domates atsanız 20 ton alır. 1500 Euro sadece biz bırakıyoruz. Analize olmayanlardan da sağlık parası diye, doktor kontrolü diye para alıyorlar. Onlar için güzel para. Tahmini 50 ile 70 milyon dolar arası bir hacim olduğunu düşünüyorum. Bir ara bazı arkadaşlarımızdan şikayet geldi. Ukrayna Avrupa Birliği ülkesi değil. O kapıyı kullanıyor. Ondan da anlamaya başlamışlar. Gelir kapısı.
Avrupa’da bir market grubu diyor ki benim analizimi işte burada X laboratuvarından yapacaksın. Başka bir markette çalışıyoruz. O diyor ki ben X laboratuvarını kabul etmiyorum. Şu laboratuvardan yapacaksın. Bunlar üründe mesela bizim bir üretici için kendi yaptığımız da dahil 5 farklı laboratuvardan analiz sonucu var. Ve biz bunlara göre ikna yapıyoruz. Eminiz ürünümüzden. Gidiyor Bulgaristan’da, diyor ki ilaç çıktı. Geri gönderiyor. Geri gönderince tabi burada sanki hani egzotik bir meyve ithal etmişsin gibi yani o konuda Tarım Bakanlığımız çok iyi yani geri dönen malı sıfırdan hani kendi ürünümüz değilmiş gibi analize tabi tutuyor. Süre çok uzun. Temiz çıkıyor. Biz dedik ki ‘Bu laboratuvarı biz kuralım Edirne tarafında. Bunun işletmesini de tamamen Avrupa Birliği veya Bulgaristan’a verelim. Geliri de sizin olsun. Biz en azından bu süreçten kurtulalım. Çünkü bir ürünün geri dönmesi 10 gün 15 gün. Yani %50’si zaten çöp. Bunu kabul ettiremedik. Bunun için çok girişimlerde de bulunduk. Fakat dediler ki Avrupa Birliği’ne giriş noktasında olmak zorunda. Dolayısıyla bu bizim laboratuvar hikayesi çok çözülecekmiş gibi durmuyor. Ama tabii biz her platformda bunu bıkmadan, usanmadan, ısrarcı bir şekilde dile getiriyoruz. Getirmeye de devam edeceğiz. Gerçekten milli bir servet kayboluyor orada. Bunun ticari zararlarının dışında özellikle marketlerle veya piyasayla çalışıyorsanız oraya temin süreleriniz var sizin. Eğer ürünü yetiştiremezseniz 50 markete o gün mal gitmiyor. Boş kalan reyon sizin suçunuz oluyor. Ticari itibarınızı kaybediyorsunuz. Bunun gibi birçok problem var.

Etkileşim almak için yapılan haberler gerçeği yansıtmıyor. Çünkü başımıza geldiği için biliyoruz. Ürün döndüğü zaman bir kere Antalya’ya gelmiyor. Edirne’de analiz yapılıyor. Analiz sonucuna göre piyasaya veriliyor ya da imha ediliyor. Her ülkenin farklı pestisit skalası var. Birinde yasak olan, diğerinde değil. Avrupa ile Rusya’nın uymadığı, Avrupa ile Türkiye’nin uymadığı şeyler var. Avrupa’ya uygun olmayan bir ürün, Rusya’ya uygun olabilir. O da ayrı bir tartışma konusu.”
SAVAŞ ÇIKTI, MALİYETLER FIRLADI
“Türkiye’nin sorunları aslında bizim bölgemizin de sorunları. Öncelikle şunu belirtmek lazım. Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği sonuçta bir icra makamı değil, rica makamı. Biz sorunları ve taleplerimizi yukarıya iletmek ve bunun ısrarlı takipçisi olmak zorundayız. Türkiye’nin en genel problemi şu anda enflasyon ve finansa ulaşım. Düşük döviz kuru problem ama yani ona da sadece ihracatçı olarak bakmamak lazım. Döviz kurunu yükseltelim, hadi 100 lira yapalım. Ne olacak? İhracatımız artar doğru. Ama sonra ne olacak? Burada farklı stratejiler belirlemek gerekiyor. Yani burada çok bencil olmak istemiyorum yani ihracatçı adına, sektör adına.

Finansmana erişimin kolaylaşması ve uygun maliyet çok önemli. Eximbank diğer piyasadaki bankalara göre daha uygun veriyor ama ona ulaşmak da çok zor. Kolay değil. Belli şartları sağlamak gerekiyor. İhracatçı gerçekten şu anda zor durumda. Bir de savaş çıktı. Gemi lojistiğiyle ihracat yapan, ticaret yapan birçok firmamız şu anda sıkıntılı durumda. En basitinden mazot etkilendi 80 lira. Mazottaki artış karayolu için şu an tır başına 500 Euro ile 1000 Euro arasında ek maliyet getirdi. Zaten rekabette çok zorlanıyoruz. Almanya için 5500 Euro civarında olan bir ürün, bugün 6500 Euro’ya çıktı. Daha devam ederse yine çıkacak. Ama maliyeti karşıya yansıtamıyorsunuz. Maliyete yansıtırsanız miktar düşüyor. Maliyetinizi söylüyorsunuz, yüz birim alacak adam elli birime düşüyor. Elli birim alan yirmi birime düşüyor. Bence tehlikeli olan da bu. Çünkü tabii ki karlılık ve fiyat önemli ama asıl sürdürülebilirlik önemli. Ve bu gidişat hani nereye kadar gidecek? Bilmiyoruz. Endişeleniyoruz.
TEKSTİLDEN SONRA TARIM DA MISIR’A GİDİYOR
Mehmet Ali Can, bir soru üzerine, Türkiye’nin rekabet gücündeki zayıflamanın üreticiyi sınır dışına ittiğine dikkat çekti.
Yaş meyve sebze sektörünün yurt dışına kaçtığını anlatan Can, “Basında tekstilin Mısır’a kaçtığını okuyoruz, görüyoruz ama yaş meyve sebze sektörü de kaçıyor. Ben bu sene Mısır’a gittim, hani durumu görmek amaçlı. Mısır’da inanılmaz nar bahçeleri, paketleme tesisleri kuruluyor. Bizim ihracatçılarımızın bir kısmı rekabet edemediği için Mısır’da. Tarım alanları çok geniş. İşçilik çok düşük. İşçilik maliyetleri çok düşük. Kendilerince destekleri mevcut. İnsanlar ticaretin bu kadar zorlaştığı bir dönemde alternatif pazarlar arıyor. Özbekistan’da birçok Türk firması farklı sektörlerden yatırım yapıyor. Bizim sektörün Ürdün’den ticareti vardı. Suriye’deki olaylarla beraber sekteye uğramıştı. Şimdi duyuyorum Ürdün’e giden arkadaşlarımız var. Hani Çin’e giden arkadaşımız var. Yani Çin’den alıp uluslararası ticaret yapmaya çalışan arkadaşımız var.
Tabii günün sonunda biz bu ülkeye borçluyuz bir noktada. Ben bunun geçici bir dönem olduğunu düşünmek istiyorum”

7 MİLYAR DOLAR İHRACAT HEDEFİ İMKANSIZ DEĞİL
Bölge ihracatını 7 milyar dolara çıkarma iddiasını tekrarlayan Mehmet Ali Can, “İhracatı 2.74 Milyar dolardan beş yıl sonunda 7 milyar dolara çıkarma hedefi ütopik mi? Bence değil. Ben istatistiklere baktım. 2001 yılından bu yana istatistiklere baktığımızda bizim %38 artış yakaladığımız yıllar, %20 artış yakaladığımız yıllar var. Pandemiden sonra 2021’de %38 artış yakalamışız. 2017’de %20’leri görmüşüz. Bu zor bir hedef ama imkansız bir hedef değil. Artık bir sıçrama zamanının geldiğini düşünüyorum. Çift taneli büyümelere geçmemiz gerekiyor. Yüzde yirmi büyürsek 5 yılın sonunda biz aşağı yukarı 7 milyar doları yakalarız ve geçeriz. Bu imkansız bir şey değil.” diye konuştu.
Can, bölge ihracatçısının Antalya Limanı’nı yeterince kullanıp kullanamadığı yönündeki bir soru üzerine ise, “Antalya Limanı konusunda özellikle Ümit başkan çok çaba sarf etti. Liman yönetimi ile çok görüşmelerde bulundu. Ama maalesef istediğimiz sonucu alamıyoruz. Özellikle lojistik maliyetlerinin arttığı böyle dönemlerde liman çok önemli. Lojistik diyoruz ama limana bir raylı sistem olması lazım ki faydası olsun. Bıkmadan, usanmadan bu konuyu anlatmaya devam edeceğiz. En kötü ihtimal biz emekli olup bir sonraki arkadaşımıza devredeceğiz. Limanda yeni bir yönetim de atandı da etkisi olur mu bilmiyoruz şu anda. Projeler var deniliyor. Doğru kanala bıkmadan, usanmadan gideceğiz” dedi.
SEÇİME REKOR KATILIM
BAİB seçimlerine rekor katılım beklediklerini ifade eden Mehmet Ali Can, “Önceki gün itibariyle hazirun listesi çıktı.1600’ün üzerinde ihracatçımız oy kullanacak. Zaten 2400 oy kullanmaya haiz üye var. Daha önce en yüksek katılım 1200 olmuş. Ciddi bir katılım olacak. Bizim aday olurken temel çıkış noktamız buydu. Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği üyelerinin görüşlerini alsın, üyelerini dinlesin.
Şahsım adına benim böyle planlanmış bir başkanlık serüvenim yok. Bizim bu bölgeye, bu şehre, bu sektöre bir borcumuz var. Biz borcumuzu ödemek adına yola çıktık arkadaşlarımızla. Günün sonunda aday olup tüm ihracatçıların güçlü bir şekilde temsil edilmesini istedik. Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği’nin birçok paydaşı var. Borsa bizim paydaşımız, ticaret odası bizim paydaşımız, üreticiler, komisyoncular, iş adamları, dernekleri. Bunların hepsi bizim paydaşımız. Ama Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği’nin temel hedefi paydaşların gönlünü almak değil, ihracatçının sorunlarını anlatan, doğru anlatan, doğru bilen arkadaşlarla bir yönetim oluşturmak. Biz bu itirazla yola çıktık. Dar bir çerçevede sadece yaş meyve sebze sektörünün hakim olduğu bir birlik olmamalı. Yani biz bu itirazları dile getirmek adına yola çıktık. Çok şükür de başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Bu kadar katılım demek ki tüm sektörlere, herkese ulaşabilmişiz. Rekabet güzel sonuçlanmış diye düşünüyorum” diye konuştu.
ANTALYA REÇELLERİ’NİN SAHİBİ EBRU KOCAACAR YÖNETİMDE
Antalya, Burdur ve Isparta ihracatçısının çatı örgütü BAİB’in yönetiminde Burdur ve Isparta’nın 4, Antalya’nın 6 üye ile temsil edileceğini belirten Can, 25 sektörün üye sıralamasında yaş sebze ve meyve sektörünün 472 aktif üye ile ilk sırada geldiğini, kimyevi madde-gübre ve madencilik sektörünün en çok üyeye sahip sektörler olduğunu kaydetti. Can, BAİB’e üye 1 milyon dolar üzerinde ihracat gerçekleştiren 660 ihracatçı bulunduğunu ifade etti.
Seçilmesi halinde yönetim kurulunda ağaç ürünleri ve mermer sektörünü temsil eden üyelerin de olacağını belirten Can, “yönetimde kadın üye olup olmayacağının” sorulması üzerine, yönetim kurulunda Antalya Reçelleri’nin sahibi Ebru Kocaacar’ın yer alacağını söyledi.

ÇOCUKLUĞUNU GEÇİRDİĞİ NORVEÇ’E ŞİMDİ İHRACAT YAPIYOR
Ekonomi muhabirleriyle buluşmasında, aslen Konyalı olduklarını, çocukluk yıllarında ailesiyle birlikte Norveç’te yaşadığını anlatan Mehmet Ali Can, 1988’de Konya’ya kesin dönüş yaptıklarını, bir sene sonra ise Antalya’ya geldiklerini ve bugün kardeşiyle birlikte halen yürüttükleri, kendi yaş sebze meyve firmalarında çalışmaya başladıklarını söyledi.
Baba mesleğini sürdürerek büyüttüklerini anlatan Mehmet Ali Can, “Otuz yedi yıl aşkın süredir yaş meyve sebze ihracatı yapıyoruz. Baba mesleğimizi devam ettiriyoruz. Babam işçi olarak gitmiş önce Almanya’ya, sonra Norveç’e gitmiş. Orda manav dükkanı açmış, kuru gıda işi yapmış. Bugün Norveç bizim ana pazarımız, hala çalışıyoruz oraya. Yaklaşık on iki ülkeye ihracat yapıyoruz. Denizli’de de yine bir işletmemiz var. Ana ürünlerimiz meyve. Global marketlere pazarlıyoruz. Avrupa bizim pazarımız. Özellikle Kuzey Avrupa ve Almanya. Balkanlara, Uzak Doğu’ya ve Rusya’ya da çalışıyoruz.
Kardeşimle beraber ikinci kuşağız. Çocukken de, üniversitede okurken de işin içindeydik. 1989’dan beri Antalya’dayız. Doğduğumuz yer Konya ama doyduğumuz yer Antalya. Memleketimiz Antalya oldu. Bir noktada bizim Antalya’ya, bölgemize, sektörümüze borcumuz var. Bunun için de böyle bir yola çıktık.”

Mehmet Ali Can’ın ofisinin duvarlarını, çocuklarının yaptığı resimler süslüyor.

