ANSİAD’ın Konuğu Gazeteci Sedat Ergin Oldu

ANSİAD 2. Olağan Toplantısı, “Kuralsız ve belirsiz bir dünyada Türkiye dış politikasına nasıl bir yön çizebilir?” başlığıyla, gazeteci ve dış politika yazarı Sedat Ergin’in katılımıyla 27 Ocak 2026 Salı günü DoubleTree by Hilton’da gerçekleştirildi. Küresel sistemin çözülmekte olduğu, NATO’nun tarihinin en ciddi krizlerinden birini yaşadığı ve jeopolitik güç merkezinin Asya-Pasifik’e kaydığına dikkat çekilen toplantıda, Türkiye’nin bu yeni düzende nasıl bir strateji izlemesi gerektiği çok boyutlu biçimde ele alındı.
Ergin: “Kurala dayalı Uluslararası düzen çöktü”
Toplantının konuşmacısı Sedat Ergin, konuşmasının başında dünya siyasetinin köklü bir kırılma döneminden geçtiğini vurgulayarak, “İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra inşa edilen ve onlarca yıl boyunca işleyen kurala dayalı uluslararası düzen fiilen sona ermiş durumda. Bugün artık kuralların değil, güç ilişkilerinin belirleyici olduğu bir dünyadayız” ifadelerini kullandı. Ergin, bu sürecin geçici bir kriz değil, uzun vadeli bir dönüşüm olduğuna dikkat çekti. Toplantının zamanlamasına özellikle değinen Ergin, “Bu toplantıyı aralık ayında yapsaydık, bugün konuştuğumuz pek çok başlık eskimiş olacaktı. Son iki ayda yaşanan gelişmeler, dünya siyasetinin çok daha sert ve öngörülemez bir faza geçtiğini gösteriyor” dedi. ABD Başkanı Donald Trump’ın son dönemde Venezuela, Gazze, Suriye ve NATO müttefiklerine yönelik tutumlarının bu kırılmayı hızlandırdığını belirtti. ABD’nin Grönland’a ilişkin söylemlerinin uluslararası sistem açısından son derece çarpıcı olduğunu ifade eden Ergin, “Grönland bir NATO toprağıdır. Ancak bugün bu toprak, NATO’nun dışından değil, bizzat ittifakın en güçlü üyesi tarafından tehdit edilmektedir. NATO tarihinde böyle bir örnek yoktur. Bu tabloyu 10 yıl önce bir film senaryosu olarak dinleseydik kimse ciddiye almazdı. Ama bugün bu senaryo gerçekliğe dönüşmüş durumda” şeklinde konuştu.

Ergin: “Kuralsızlık, yeni normal haline gelebilir”
Uluslararası ilişkilerde belirsizliğin kısa vadede ortadan kalkmasının mümkün görünmediğini vurgulayan Ergin, “Kurala dayalı düzen çöktü ama yerine neyin geleceğini henüz bilmiyoruz. Bu nedenle dünya, uzun bir süre kuralsızlığın ve belirsizliğin normalleştiği bir dönem yaşayabilir” dedi. Bu sürecin birkaç yıl değil, “On yıllarca sürebilecek bir türbülans” olabileceğini ifade etti. Küresel ekonomik ve jeopolitik gücün hızla yer değiştirdiğine dikkat çeken Ergin, “Bugün dünya ekonomik üretiminin yaklaşık yarısı Asya-Pasifik bölgesinde gerçekleşiyor. 21. yüzyılın ana rekabet sahnesi artık Avrupa değil, Asya’dır” değerlendirmesinde bulundu. Çin’in dünya ekonomisindeki yükselişinin ABD’nin tüm dış politika ve güvenlik stratejilerini yeniden şekillendirdiğini vurguladı. ABD ile Avrupa arasındaki ilişkilerin tarihsel bir aşınma sürecine girdiğini belirten Ergin, “Yaklaşık 70 yıldır Batı dünyasının omurgasını oluşturan transatlantik güvenlik bağı ciddi biçimde zayıflıyor. Bu, Avrupa için de son derece sarsıcı bir gelişmedir. Avrupa Birliği’nin 200 milyar avroluk SAFE savunma programı, bu arayışın somut bir göstergesidir” dedi.

Ergin: “Avrupa’nın Türkiye’yi dışarıda bırakma lüksü yok”
Türkiye’nin stratejik rolüne dikkat çeken Ergin, “Eğer ABD NATO’dan çekilir ya da yükümlülüklerini azaltırsa, ittifak içindeki en büyük askeri kapasite Türkiye’ye aittir. Türkiye, Avrupa güvenliği açısından vazgeçilmez bir ülkedir” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin bu belirsizlik ortamında “çok boyutlu, gerçekçi ve askeri-diplomatik kapasitesini birlikte kullanan bir dış politika izlemek zorunda olduğunu” vurgulayan Ergin, yeni dönemin bekleyerek değil, strateji üreterek yönetilmesi gerektiğini söyledi. Ergin, Avrupa’nın güvenlik mimarisini yeniden tasarladığı bir dönemde Türkiye’nin askeri kapasitesinin kritik önem taşıdığına dikkat çekerek, “Sürekli krizlerin içinde pişmiş, sahada deneyim kazanmış, teşrif edilmiş bir ordudan söz ediyoruz. Türkiye’nin askeri kapasitesi, bugün Avrupa ordularının büyük bölümünden ileri bir noktadadır. Amerika’nın olmadığı bir tabloda Türkiye, Avrupa güvenliği açısından vazgeçilmez bir aktör haline geliyor. Böyle bir dönemde Avrupa’nın Türkiye’yi yanına almamak gibi bir lüksü olabilir mi?” sorusunu yöneltti. Avrupalı siyasetçilerin son dönemdeki açıklamalarına da dikkat çeken Ergin, “Avrupa Komisyonu yetkililerinin, Alman ve Finlandiyalı bakanların son açıklamalarını yan yana koyduğunuzda ortak bir anlam çıkıyor: Avrupalılar Türkiye’ye artık yeni bir gözle bakıyor. Savunma alanında Türkiye ile artan iş birliğinin önemi, bugün Avrupalı karar alıcılar tarafından açıkça teslim ediliyor. Bir yandan Avrupa, Türkiye’nin askeri kapasitesinden nasıl yararlanırım arayışı içinde; diğer yandan Yunanistan ve Güney Kıbrıs vetoları nedeniyle Türkiye bu fonların dışında tutuluyor. Eğer Avrupa Birliği Türkiye ile gerçek bir iş birliği istiyorsa, bu yapısal engelleri aşmak zorundadır.” ifadelerini kullandı.
Ergin: “30 yıllık metinle 2025 ticaretini yönetiyoruz”
Türkiye–AB ilişkilerinin ekonomik boyutuna değinen Ergin, Gümrük Birliği’nin güncellenememesini sert sözlerle eleştirdi: “1996’da yürürlüğe giren, 1995 koşullarında müzakere edilmiş bir Gümrük Birliği ile 2025’in dünya ticaretini yönetmeye çalışıyoruz. Dünya değişti, ticaret kuralları değişti ama siyasi irade hâlâ yok. Üstelik bu müzakereleri başlatacak bir siyasi irade dahi ortaya konulamıyor” dedi.
Ergin: “Batı parçalı, Türkiye dengeyi bulmak zorunda”
Avrupa–ABD ilişkilerindeki çözülmenin Türkiye–AB ilişkilerini de etkileyeceğini belirten Ergin, “Tüm güçlüklerine rağmen, önümüzdeki dönemde Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin yeniden tanımlanacağı bir sürece giriyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Bu sürecin kısa vadeli olmayacağını vurgulayan Ergin, “Bunlar bir–iki yılda çözülecek meseleler değil. Uzun müzakereler gerektiren, zamana yayılan süreçlerdir. Amerika ayağının zayıfladığı, Avrupa’nın daha bağımsız hareket etmeye çalıştığı parçalı bir Batı görüyoruz. Amerika ile Avrupa arasındaki bu ayrışmada Türkiye tam olarak nerede duracak, dengeyi nasıl kuracak?” diyerek Türkiye’nin konumuna dikkat çekti. Türkiye’nin çok yönlü dış politika arayışının tarihsel köklerine işaret eden Ergin, “Bu yaklaşım yeni değil. 1960’lı yıllardan bu yana Türk dış politikasına yön veren temel felsefe çok yönlülüktür. Batı ile ilişkiler sürerken, Sovyetler Birliği ve Orta Doğu ile ilişkilerin geliştirilmesi de bu anlayışın bir sonucuydu. Belirsizlik dönemlerinde risk dağıtılır. Bu, iş dünyasının da çok iyi bildiği bir kuraldır” diyerek Türkiye için de aynı yaklaşımın geçerli olduğunu söyledi.

Ergin: “Demokrasi ve hukuk boyutu ihmal edilemez”
ABD–Çin rekabetinin orta ölçekli ülkeleri yeni iş birliklerine ittiğini belirten Ergin, “Bugün ‘middle powers’ olarak tanımlanan ülkelerin birbirleriyle daha fazla iş birliği yapma ihtiyacı doğuyor” dedi. Bu kapsamda Kanada Başbakanı’nın Davos konuşmasına atıfta bulunarak, “Amerikan hegemonyasına karşı orta güçlerin yeni ittifaklar kurması çağrısı son derece çarpıcıdır” ifadelerini kullandı. Çok yönlü dış politikanın değerlerden kopmaması gerektiğini vurgulayan Ergin, “Gerçekçilik, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları taahhütlerinden vazgeçmek anlamına gelmemelidir. Avrupa hâlâ bu değerleri kurumsal olarak yaşatan bir kıtadır” dedi.
Konuşmasının son bölümünde ticaret verilerine de değinen Ergin, “İhracatımızın yaklaşık yarısı Avrupa’ya gidiyor. Bu tablo, siyasi dalgalanmalardan görece bağımsız bir istikrar alanı yaratıyor” dedi. Avrupa Birliği ile ticaretin, “Türkiye ekonomisi için önemli bir sigorta ve güvence olduğunu vurguladı. Ergin sözlerini, “Türkiye’nin askeri kapasitesi son derece etkileyici. Ancak tek başına yeterli değildir. Askeri güce, demokrasi ve hukukla desteklenen bir yumuşak güç eklendiğinde Türkiye’nin küresel etkisi katlanarak artacaktır” ifadeleriyle tamamladı.

“ANSİAD 2. Olağan Toplantısı” soru ve cevap kısmından sonra Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek ve Toplantı Başkanı ANSİAD Kurucu Üyesi & Orkun Ozan Medya Hizmetleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Öcal’ın konuk Gazeteci Sedat Ergin’e Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşu hediye takdiminin ardından sona erdi.

