Tarımın ilerlemesi için teknoloji kadar teknoloji iletişimine de ihtiyacımız var

Antalya ekonomisi her ne kadar turizm ile ön plana çıksa da aslında tarım büyük bir potansiyel oluşturmaktadır. Türkiye’deki örtü altı tarım alanlarının %38’i Antalya’da bulunmaktadır. Antalya, Türkiye cam sera alanının %83’üne, plastik sera alanının ise %52’sine sahiptir. 

Antalya  potansiyeli ve altyapısı bakımından tarımda teknolojinin en kolay uygulanabileceği yerlerin başında geliyor. Ancak ne yazık ki teknolojinin örtü altı tarımsal alanlardaki penetrasyonu çok düşük seviyede. Zaman zaman üreticilerle sohbet etme fırsatı buluyorum. Endüstri 4.0 çalışmalarında karşılaştığım örnekleri, Türkiye’de tarım teknolojisi alanında çalışan başarılı firmaların geliştirdiği çözümleri paylaştığımda kendilerine sağlayacağı verimlilik ve fayda konusunda emin olamadıklarını görüyorum.  O zaman anlıyorum ki teknolojiyi geliştirmek kadar anlatmak da önemli.  

Teknoloji iletişimine ihtiyacımız var. Tıpkı James Watt gibi… 

James Watt 1781 yılında buhar makinesini icat etmişti ve bu ürünün performansını ve getireceği yenilikleri, teknolojiye kuşkuyla bakan halka onların anlayabileceği bir dilde ifade etmesi gerekiyordu. O dönemde ise atların değirmenlerdeki değirmen taşını belli bir yörüngede dairesel olarak sürekli döndürmesiyle tahıl öğütümü oldukça yaygındı. Bu sistemden ilham alan Watt, atın değirmen taşını döndürmesi için 1 dakikada katettiği mesafe ile döndürdüğü ortalama 80 kg’lık çekme kuvvetini çarpmış ve bunu zamana bölmüş, böylece makinesinin verimini anlatmak için beygir gücü olarak belirtilen birimi keşfetmiştir. İlerleyen dönemlerde buharlı motorların performansı otomobillere aktarıldı. Ancak o dönem at arabalarının yaygın kullanımı nedeniyle geliştirilen motorların gücü hakkında insanların kuşku duyacağı ve bu nedenle motorlu arabaların atlardan daha iyi olduğu konusunda insanların ikna edilmesi gerekiyordu. Böylece bugün de araçların motor gücünü ifade ederken kullanılan beygir gücü terimi (horsepower- HP) önemli bir ikna mesajı oldu. 

Teknoloji iletişimine ihtiyacımız var. Tıpkı  Steve Jobs gibi…  

Müzik endüstrisinde köklü bir değişim sağlayan ipod ve itunes ile Apple, ne MP3’ü icat etti ne de ipod’un tasarlanmasını sağlayan teknolojiyi. Multigigabayt taşınabilir hard diskler ilk olarak Creative Technology tarafından icat edildi. Apple, Creative’den 22 ay sonra piyasaya girdi. Üstelik ilk giren de değildi. Creative ürünlerini “5GB MP3 Çalar” diye pazarlarken, Apple “cebinde taşıyabileceğin 1000 şarkı” mesajıyla pazarladı. Creative ürünün ne olduğunu söyledi, Apple ise neden bu ürüne ihtiyacımız olduğunu…

Tarımda geleneksel çiftçiler, hem maliyetli hem de başarılı olamayacaklarını düşünerek teknolojik yeniliklere pek  güvenmiyorlar. Bu algıyı kırmak için elde edilen faydanın daha farklı anlatılması gerekiyor. Örneğin Çin’de faaliyet gösteren teknoloji platformu Pinduoduo bir yarışma organizasyonu ile bu alanda farklı bir anlatım yolu seçti. Pinduoduo tarafından düzenlenen çilek yetiştirme yarışmasında veri bilimcilerden oluşan ekipler ile geleneksel yolla üretim yapan en iyi çilek yetiştiricileri yarıştı.  

Veri bilimcilerinden oluşan dört ekip, yapay zeka ve makine öğrenimi odaklı algoritmalarla birlikte nesnelerin interneti teknolojisini kullanarak uzaktan çilek yetiştirmek için dört aylık bir sürede yarıştı. Yarışmada ekipler sera otomasyonu ile sıcaklığı ve nemi kontrol edebilme avantajına sahipken; akıllı sensörleri kullanarak, su ve besin maddelerinin kullanımını kontrol etmede de daha hassaslardı. Geleneksel çiftçiler ise aynı görevleri elle ve tecrübeyle başarmak zorundaydı. 

Veri analizi, akıllı sensörler ve sera otomasyonu teknoloji ekiplerinin kazanmasına yardımcı oldu. Kazanan ekip CyberFarmer.HortiGraph, yetiştirici deneyimi, tarihsel yetiştirme verileri ve çilek görüntü tanıma toplamak için bilgi grafiği teknolojisini kullandı. Sonrasında çilek yetiştirmede akıllı bir karar stratejisi oluşturmak için su, gübre ve sera iklimi modelleriyle birleştirildi. Dört teknoloji ekibi ortalama 6,86 kilogram çilek üreterek geleneksel yetiştiricilerin üç takımının 2,32 kilogram ortalamasından % 196 daha fazla bir üretime eriştiler. Rekabet uzmanlarına göre teknoloji ekipleri, yatırım getirisi açısından da çiftçileri ortalama % 75,5 oranında geride bıraktı. 

Bir yarışmacı, “Tarımda geleneksel çiftçiler, gösterişli ancak işe yaramaz olduklarını düşünerek veri bilimcilere güvenmiyor; veri bilimcileri de çiftçileri çok eski moda olduklarını düşünerek küçümsüyorlar. Bu rekabet sayesinde, iki tarafın avantajlarını birleştirmenin ve birlikte çalışmanın önemini anladık.” dedi. 

Uzmanlar, yarışmanın geleneksel çiftçilerin ve veri bilimcilerin birbirlerinin çalışmalarını ve herkesin yararına nasıl işbirliği yapabileceklerini daha iyi anlamalarına yardımcı olduğunu belirttiler. Takımlardan biri olan Zhi Duo Mei, yarış sırasında büyük ilgi gördükten sonra teknolojisini çiftçilik kooperatiflerine sunmak için bir şirket kurmuş. 

Zhi Duo Mei takımı yarışma öncesi kooperatiflere teknolojisini anlatsa ne kadar ikna edici ve talep edilebilir olabilirdi acaba?

Nusret Oral Sağel

Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

lawngonewild.com