Demre’nin Domatesi “Noel Baba” Markasıyla Satılabilir!

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Davut Çetin, “Noel Baba da Antalyalıdır. Noel Baba markasına sahip çıkarsak Antalya kazanır. Örneğin Demre’nin biberi, domatesi bile Noel baba markasıyla satılabilir’ dedi.

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Ekim Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Süleyman Özer’in başkanlığında, Meclis Üyelerinin yoğun katılımıyla gerçekleşti. ATSO Başkanı Davut Çetin, Meclisin açılışında yaptığı konuşmada, Oda faaliyetlerinin yanı sıra, kent ve ülke gündemine yönelik değerlendirmelerde bulundu.

Cumhuriyet Bayramı kutlamaları

Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla 27 Ekim’de ATSO Kaleiçi Evi’nde konser düzenleyeceklerini, 29 Ekim’de Geleneksel ATSO 11. Yelken Yarışı’nın yapılacağını belirten Davut Çetin, “Antalya’da 28 ve 29 Ekim tarihlerinde Cumhuriyet Meydanı’nda iki gün üst üste iki kutlama yapılacaktır. Aslında her kurum kendi kutlama programını yapıyor, biz de oda olarak kendi etkinliklerimizi yapıyoruz. Her kutlama bir zenginliktir, her kutlama değerlidir, saygı duyuyorum. Bununla birlikte bütün kurumlar olarak ortak bir program yapmamız gerektiğine inanıyorum.

Cumhuriyet Bayramı milletimizin en büyük bayramıdır, millet olarak böyle bir günde beraber olmalıyız. Cumhuriyet bayramı kayıtsız, şartsız bir birleşme günü olmalıdır. Bu kutlamaları bir hafta süren Cumhuriyet şenliklerine dönüştürelim. Her kurum görev alsın, Antalya Cumhuriyet Bayramı Şenliği yapalım, yeni bir gelenek başlatalım. Cumhuriyet Bayramı’nda mutlaka ve mutlaka tam bir birliktelik sergilemeliyiz” dedi.

Antalya Kültür Sanat Bayramda Ücretsiz

ATSO tarafından kente kazandırılan Antalya Kültür Sanat’ta Cumhuriyet Bayramı’nda sergilerin ücretsiz olarak gezileceğini belirten Davut Çetin, “Antalya Kültür Sanat sergisinde Abidin Dino, Fikret Mualla, Avni Arbaş, Nejad Devrim, Selim Turan gibi Türk resim tarihinin dev isimleri yer alıyor. Bu sergi Galeri Nev, Mustafa Taviloğlu gibi koleksiyon sahiplerinin katkılarıyla oluşan bir seçkidir. Antalya’da bugüne kadar yapılmış en önemli sergilerden birisidir.

Sanat gelişmedikçe, millet olarak resime, heykele önem vermedikçe sanayide, turizmde, ticarette de gelişemeyiz. Maalesef genç nesiller Türkiye’nin sanat mirasını ve klasik sanatçılarını tanımıyorlar, oysa bir milleti millet yapan sanatçılardır. Hatta bazen üzücü olaylar da yaşanıyor. Bir ilimizde kitap fuarında bir yazar, İstanbul’da bir sergiye katılanlar taciz edildi. Sanata, sanatçılara, yazarlara en yüksek önemi vermek zorundayız.

Bir ülkenin tarihinden mimarları, şairleri, bestecileri, romancıları çıkardığınızda geriye bir şey kalmaz. Antalya’da bütün aileler çocuklarına kültür ve sanatımızın değerlerini tanıtmalıdır” diye konuştu.

Noel Baba markasına sahip çıkarsak Antalya kazanır

Sadece milli kültür ve sanatımıza değil, tarihi mirasa da sahip çıkılması gerektiğini vurgulayan Davut Çetin sözlerini şöyle sürdürdü;

“Noel Baba da Antalyalıdır, Herkül de Antalyalıdır. Noel Baba kilisesinde yeni bir keşif yapılması, Herkül lahdinin müzemize getirilmesi güzel gelişmelerdir. Noel Baba markasına sahip çıkarsak Antalya kazanır. Örneğin Demre’nin biberi, domatesi bile Noel baba markasıyla satılabilir. Herkül’ün lahdine biz değer verirsek dünya da değer verir. Kendi içimizdeki çekişmeleri bırakıp bunlara zaman ayırmalıyız.”

Orta Vadeli Mali Program

Geçen ay yayınlanan Orta Vadeli Mali Program’da Antalya’yı da yakından ilgilendiren önemli başlıkların yer aldığını ifade eden Davut Çetin konuşmasını şöyle sürdürdü;

-Lisanslı depoculuk,

-Meyve-sebze tedarik zincirinde soğuk zincir

-Tarım ürünleri ambalaj standartları,

-Toptancı hal kanunu

-Vergi reformu

-Türkiye Ticaret merkezleri

-Sağlık turizmi,

-Sanayi 4.0 konuları

-Arazi bankacılığı

-Yapı denetimi

gibi önemli konular bulunuyor. Bu başlıkların bir kısmı istediğimiz ve beklediğimiz konuları içermektedir. Bunların kağıt üzerinde kalmaması ve hızla hayata geçmesi gerekiyor.

Sosyal tesisler ekonomiye kazandırılmalıdır

Orta Vadeli Program’da olan bir konu da kamu taşınmazlarının satışıdır. Elbette tarihi, turistik değeri olmayan, doğal yeşil alan, ormanlık olmayan yerler, sosyal tesisler ekonomiye kazandırılmalıdır. İstanbul’da Boğaz’da bile halkın girmediği sosyal tesisler bulunmaktadır.

Bununla birlikte, kıyılar, ormanlar, kent merkezindeki değerli yerler milli servettir. Bizler milli serveti korumak ve gelecek nesillere bırakmakla yükümlüyüz. Türkiye son yıllarda çok sayıda Hazine arazisini satmıştır. Belediyeler arsalarını satmıştır. Bugün artık yatırım yapacak arazi yoktur. Kentlerimizde yeşil alan, sosyal alan, spor alanı çok çok yetersizdir.

Türkiye’de kentleşme modeli konusunda Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanı ve son olarak Sayın Cumhurbaşkanı ciddi eleştirilerde bulunmuşlardır.

Artık yeşil ve sağlıklı kentleşme yönünde adımlar atılmalıdır. Arsa ve arazi satışında bu ihtiyaçlar dikkate alınmalıdır.

Deniz kıyısı gibi sınırlı olan alanlarda herkesin hakkı vardır. İstanbul Boğazı’nda halkın deniz kenarında oturacağı yer olmaması doğru bir durum değildir. Güzel bir koy özel mülkiyet olmamalıdır. Antalya kent merkezinde Ordu Evi, DSİ lojmanları, Karayolları lojmanları gibi yerler özel mülk olmamalıdır, bu yerler kamu yararı için kullanılmalıdır. Ordu Evi Cumhuriyet Meydanı’nın parçasıdır. Karayolları Müze’nin yanıdır, biz aylardır, müzenin büyütülmesini savunuyoruz. DSİ lojmanları Atatürk Parkı’nın devamıdır.

Antalya’da kent merkezine turist gelmiyorsa bunun nedeni Kaleiçi ve sahil şeridi dışında estetik yer, meydan ve yeşil alan olmamasıdır. Dolayısıyla taşınmaz satışında her ilde Valilerimiz başkanlığında sivil toplum temsilcilerinin de yer alacağı kurullar kurulmalı, kamu yararına bakarak karar verilmelidir.”

Antalya ekonomisinin bu yıl 2016’ya göre daha iyi durumda olduğunu belirten Davut Çetin, “Geçen yıl işsizlik, vergi ve çek sorunu çok ciddiydi. Bu yıl göstergelerde iyileşme ortada.

Geçen yıl büyük bir işsizlik vardı, bu yıl çalışan sayısı ve esnaf sayısı artışı %9’a çıktı. Karşılıksız çek oranı %1.9’a indi. Vergi tahsilatı geçen yıl yerinde saymıştı, bu yıl iyi bir artış var. Burada sektörlerde sorun yok, durum çok iyi demiyorum, ayrıca önümüzdeki ay geçen yıl yaptığımız piyasa anketini yeniden yapmayı düşünüyoruz.

Kuşkusuz mevcut durumda sorun yaşamaya devam eden sektörlerimiz ve birçok üyemiz var. Gelecek yıl bugünü aramamak için iyi hesap yapmamız gerektiği hususunda uyarıda bulunuyorum. Sorunlarımızı doğru teşhis etmezsek gereken önlemi almakta hata yaparız.

Bu yıl halen sıkıntı yaşanmasının temelinde turist sayısındaki artışın ticarete yansımaması bulunmaktadır. Turist sayısı geçen yıla göre gerçekten beklediğimizin ötesinde arttı. Bununla birlikte turist sayısında 2014’ün gerisindeyiz.

Oda fiyatları 2015’in oldukça altındadır. TUROB tarafından yayınlanan verilere göre Oda fiyatımız 2015’de 122 euro iken bu yıl 82 euro’dur. Dolayısıyla turizmdeki artışın gelire yansımamış olduğunu söylüyoruz. Bunun dışında sektörlerimizdeki yapısal sorunları iyi anlamak zorundayız.

Türkiye’de gübre üreten lisanslı şirketlerin %27’si Antalya’da

Türkiye’de gübre üreten lisanslı şirketlerin %27’si Antalya’da. 15.Gurubumuz geçen yıldan bu yana gübre satışına getirilen kısıtlamalarla uğraşmaktadır. Türkiye’de gübre üreten lisanslı şirketlerin %27’si Antalya’dadır. Bu nedenle konu Antalya’yı çok etkilemektedir. Şimdi gübrede barkod veya karekod içeren işaretleyici gibi yeni uygulamalar getirilmiştir. Gübrede maliyet artırıcı uygulamalar önce tarım üreticisine sonra da herkesin mutfak harcamasına yansımaktadır. Bu uygulamaların maliyeti dikkate alınmalı ve güvenlik amaçlı maliyeti kamu üstlenmelidir. Bu yapılamıyorsa, arkadaşlarımızın önerisi bu önlemlerin bütün gübre türlerine değil, sadece güvenlik riski olan türlere uygulanmasıdır.

Akaryakıt sektöründe de yine maliyet artırıcı, bürokratik işlerden şikayetler artmıştır. Benzin istasyonlarında oto yıkama yeri ruhsatlarıyla ilgili sorun yaşandığı görülmektedir. Yıkama ünitelerine ayrı ruhsat istenmesi mantıklı gelmiyor, benzin istasyonunun bir parçası ise birlikte ruhsatlanmalıdır. Bu konuları çözüm bulana kadar gündeme getiriyoruz, getirmeye devam edeceğiz.

Rusya’ya domates ihracatında sorun devam ediyor

Bir önemli konu olarak ihracat üzerinde durmak istiyorum. Bildiğiniz gibi Rusya’ya domates ihracatında sorun devam ediyor. Rusya hükümeti 50 bin ton domates alacağını açıkladı ve ayrıca ürün alımında 4 şirkete yetki verdi. Hükümetimiz bu kısıtlamanın kaldırılması için çaba harcıyor, fakat Rusya’da Türkiye et satmak gibi başka tavizler istiyor. Ben aylar önce bu konuda uyarı yapmıştım.

Avrupa ülkeleri nasıl sebze ve meyvede kendi üretimini destekliyorsa Rusya da aynısını yapmaya başlamıştır. Yine de şu veriye dikkat edelim. Bu yıl Rusya yasağına rağmen domates ihracatımız iyi bir artış göstermiştir. Eğer bu trend devam ederse fazla sorun yaşamayız. Dolayısıyla Rusya pazarı konusunda konuşurken daha dikkatli olmalıyız.

Biz Sebze ve meyvemizin kalitesini, doğal tadını artırmaya bakalım. Raf ömrü için kaliteyi feda etmeyelim. Sürümden kazanmak yerine kaliteden kazanmaya öncelik verelim. Lojistik verimine ve kalitesine önem verelim.”

Tarım İnovasyonu Yarışması

Davut Çetin, Kasım ayı sonunda Antalya’da düzenlenecek Growtech Fuarı kapsamında “ATSO Growtech Tarım İnovasyonu Yarışması” düzenleyeceklerini, Food Product Gıda Fuarı’na da Rusya’dan ve 5 farklı ülkeden alım heyetleri getireceklerinin bilgisini verdi.

 

Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir