Çandır’dan Teşvik Çıkışı!


Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, yatırım teşvik bölgeleri gruplamasında 1. bölgede olan Antalya’nın 2. bölgeye düşürülmesini talep etti. Çandır, “Sektörümüzün gelişmesi içinse; tarımsal yatırımların 6. bölge seviyesinde değerlendirilmesinin ilimiz ve ülkemiz gelişimi için daha uygun olacağını önermekte ve talep etmekteyiz” dedi.

Antalya Ticaret Borsası, Ocak ayı olağan meclis toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında yapıldı. Üyelerin, yönetimin bir aylık çalışmasıyla ilgili bilgilendirildiği Meclis’te sektörel konular da gündeme geldi. Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Meclis konuşmasına geçen hafta meydana gelen afetler nedeniyle yaşamını yitirenlere Allah’tan rahmet, ailelerine sabırlar dileyerek başladı. Kumluca’da ağırlıkla sebze üretimi yapılan 2000 dekar civarında örtüaltı alan ve 400 dekarın üzerinde narenciye bahçesinde, Finike’de 300 dekar civarında örtüaltı alan ve yaklaşık 4 bin dekar narenciye bahçesinde, Serik’te 500 dekar civarında örtüaltı alanda, Aksu’da 3 bin dekar civarında örtüaltı alanda, Muratpaşa’da ise 400 dekar örtüaltı alan ve 750 dönümün üzerinde meyve bahçesinde rüzgar ve hortum nedeniyle tahrip olduğunu bildiren Çandır, “Zarar gören sebze, meyve ve kesme çiçek üreticilerimize tekrar geçmiş olsun diliyorum” dedi.

ÜRETİM MİKTARINDA YÜZDE 30 DÜŞÜŞ

Afetlerin ardından Antalya’ya gelen Tarım Bakanı ve yetkililerin, oluşan zararları hemen ödeyeceklerini ifade etmesinin üreticiye memnun ettiğini belirten Çandır, ancak üreticinin beklentisinin tarım kredi kooperatifleri ile bankalara olan borçlarının en az 3 yıl süreyle faizsiz olarak ertelenmesi yönünde olduğunu kaydetti. Çandır, “Bu afetten alacağımız ders ise bundan sonra tüm dünyayı tehdit eden iklim değişiklikleriyle ilgi tedbirlerin alınmasıdır” dedi. Yaşanan afetlerden sonra ülke gündeminde yaş meyve ve sebze fiyatlarının tekrar gündeme geldiğini belirten Çandır, şunları kaydetti:

“Genel olarak baktığımızda bu yıl yaşadığımız iklimsel koşullar üretimimizde kaliteyi olumsuz yönde etkilemiştir. Üretim miktarlarında bugüne kadar yüzde 30 civarında düşüş gözlemlenmiştir. En büyük sorunumuz ise güneşli gün sayısının geçmiş yıllara oranla azalmasıdır. Hava koşullarından kaynaklı ürünlerin pazara sunulmasındaki gecikmeleri de göz önünde bulundurursak; böyle dönemde fiyat hareketliliklerine şaşırmamız gerekiyor. Özellikle gıdaya yönelik, bozulabilir ürünlerin çok olduğu dönemlerde düşük fiyatlı, az olduğu dönemlerde ise yüksek fiyatlı olması kaçınılmazdır.”

TAKİPÇİSİYİZ

Antalya Valisi Münir Karaloğlu’nu “Kent Buluşmaları”nda konuk ettiklerini anımsatan ATB Başkan Çandır, “Toplantımıza katılarak; kentimiz ve sektörümüz hakkındaki sorunları, talepleri ve çözüm önerilerini paylaşan tüm arkadaşlarıma ve bizlerin taleplerini dikkatle dinleyen Valimize tekrar teşekkür ediyorum. Toplantıda gündeme gelen; tıbbi aromatik bitkiler ile süs bitkileri üretimi için kullanılabilecek hazine arazilerinin envanterinin çıkartılması, yüksek gerilim hatlarının altındaki alanların tıbbi ve aromatik bitki üreticilerinin kullanıma sunulması, zeytinciliğin büyük sorunu olan karasuyun arıtılması ve enerji amaçlı prina üretim tesisi kurulması için bizler her zaman olduğu gibi bu konularında takipçisi olacağız” diye konuştu.

ANTALYA YAKLAŞIMI KARŞILIK BULDU

Borsa’nın “Antalya Yaklaşımı” kapsamındaki birikmiş KDV’lerin iadesinin yapılması önerisinin Türkiye Ekonomi Şurası’nda karşılık bulduğunu belirten Çandır, “Bu durumdan memnun olduğumuzu ancak ve kısa bir süre içerisinde bu konuda çözüm üretilmesini beklemekteyiz. Yine tarıma özgü bir sosyal güvenlik modeli yaratılması, tarımsal yatırım / teşvik politikalarında Antalya lehine düzenlemeler yapılması ile tarımda gerçekçi bir envanter çıkarılması konularındaki öneri ve taleplerimizi de kararlılıkla takip etmeye devam edeceğiz. Bahsettiğim konularda çözüm üretilmesi kentimiz ve ülkemiz ekonomisi açısından önemlidir” diye konuştu.

TARIMSAL YATIRIMDA 6. BÖLGE OLALIM

TÜİK tarafından açıklanan il düzeyinde gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) verilerini anımsatan Çandır, Antalya’nın ülke milli geliri içindeki payının diğer kentlere göre önemli ölçüde gerilediğine dikkat çekti. Çandır, şu bilgileri paylaştı:

“Antalya’nın 2004 yılında ülke içindeki payımız yüzde 3.3 ’iken 2017 yılında bu pay yüzde 2.9’a düşmüştür. Antalya milli geliri içerisinde tarımın payı ise yüzde 12’den yüzde 7’ye gerilemiştir. Kişi başına gelir sıralamaları açısından ise 2004 yılında 5.sırada bulunan kentimiz, 2017 yılında 13.sıraya gerilemiştir. Yani 2004 – 2017 yılları arasında 8 basamak gerileme söz konusudur. Bu demektir ki iller arası rekabet performansında; 2004 yılında İzmir, Bolu, Bursa, Eskişehir, Yalova, Bilecik ve Kırklareli’nin üzerinde yer alan Antalya, 2017’de tüm bu illerin gerisindedir. Kentimizin 2009-2017 dönemindeki büyüme performansında baktığımızda ise; Türkiye ortalamasının oldukça gerisinde kalmıştır. Bu dönemde toplam yüzde 70 büyüyen ülkemiz ekonomisine karşılık Antalya ekonomisi yüzde 51 düzeyinde bir büyüme gösterebilmiştir. Tüm bu gerçekleşmeler sonrası; yatırım teşvik bölgeleri gruplamasında 1. bölgede olan kentimizin 2. bölgeye düşürülmesini talep etmekteyiz. Sektörümüzün gelişmesi içinse; tarımsal yatırımların 6. bölge seviyesinde değerlendirilmesinin ilimiz ve ülkemiz gelişimi için daha uygun olacağını önermekte ve talep etmekteyiz.”

EKONOMİK BEKLENTİ ANKETİNİ PAYLAŞTI

Aralık ayı meslek komiteleri toplantısında yapılan anket sonuçlarını üyelerle paylaşan ATB Başkanı Çandır, “2018 yılını bir önceki yıla göre nasıl geçirdiğiniz” sorusuna, üyelerin yüzde 60’ının satışlarının azaldığını, yüzde 94’ünün maliyetlerinin arttığını bildirdiğini kaydetti. Anket sonuçlarına göre, geçen yıl ankete katılan üyelerin yüzde 71’i nakit ticaretinin azaldığını, yüzde 51’i stoklarında değişim olmadığını, yüzde 32’si stoklarının azaldığını bildirdi. Anket sonucuna göre, ağırlaşan personel maliyetlerine karşın yüzde 54’ü personel sayısını korurken, yüzde 17 ‘si personel sayısını artırdı. Ankete katılan üyelerin yüzde 43’ü krediye başvurma durumunun arttığını, ancak artan kredi kullanımına karşın yüzde 72’si öz sermaye kullanım oranının aynı kaldığı ya da azaldığını bildirdi. Üyelerimizin yüzde 63’ü ise 2017’den 2018’e devreden alacaklarına göre 2018’den 2019’a devreden alacaklarının arttığını ifade etti.

Anketin ikinci bölümünde 2019 yılındaki ekonomik beklentileri sorduklarını bildiren Ali Çandır, ankete katılan üyelerin yüzde 62’sinin enflasyona oranla satışlarının azalacağını düşündüğünü kaydetti. Ankete göre, üyelerin yüzde 86’sı yine enflasyona oranla maliyetlerinin artacağı, personel durumlarının yüzde 59 oranında, stoklarının yüzde 64, kredi kullanımlarının ise yüzde 47 oranında aynı kalacağı yönünde beklentileri olduğunu belirtti.

Anketin son bölümünde 2019 yılında; enflasyon, ticari faizler ve ABD Doları hakkındaki beklentilerin sorulduğunu kaydeden Çandır, “Üyelerimizin yüzde 76’sı enflasyonun artacağını düşünürken yalnızca yüzde 19’u düşeceği öngörüsünde bulunmuştur. Ticari faizler artar diyenler yüzde 57 iken faizlerin düşeceğini öngörenler de yüzde 19 oranındadır. Üyelerimizin yüzde 75’i 2019 yılında dolar kurunun artacağını, yüzde 17’si aynı kalacağını ve yüzde 8’i ise düşeceği beklentisinde olduklarını belirtmişlerdir” diye konuştu.

Çandır, son günlerde ekonomi çevrelerinin dile getirdiği tablonun yapılan anket sonucuna yansıdığını belirterek, “Ancak bizler temkinli bir şekilde; her koşulda üretmeye, istihdam etmeye ve ihraç etmeye gayret etmeliyiz. Sözlerime son verirken doğal afetlerden uzak, güneşli günler diliyorum” dedi.

Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir